Ayır-buyur

Yayın Tarihi 09 Şubat 2021

Bir Azeri Türkçesi olan bu başlığı sayın Ahmet Tan’dan ödünç aldım. Çünkü Boğaziçi Üniversitesi’ndeki durumu bundan daha iyi anlatan bir başlık olamazdı.

Üniversiteler özgür düşüncenin olmazsa olmazıdır. Eğer oralarda özgürlük kısıtlamasına gidilirse oradan mezun olan öğrencilerin herhangi yeni bir şey yaratması mümkün değildir. Size bir örnek vereyim; 150-160 yıl önce prof.dr. Enver Ziya Karal’ın anlatımına göre öğrenciler okullarda yere otururlardı .Okullara sıra konunca hocalar kafir icadıdır diye kıyamet koparmışlardır. Bacaklar sallanarak kuran okunmasının günah olduğunu öne sürmüşlerdir. Sonunda, padişahın önünde hocaların ve çağdaş eğitimcilerin temsilcileri düşüncelerini şöyle açıklamışlardır. Varılan uzlaşmaya göre, Kuran dersinde öğrenciler sıraların üzerine çıkıp bağdaş kuracaklar ve ders göreceklerdir. Bu,o döneme göre ileri bir adımdır. Herşeyi dine bağlamak zihniyeti cumhuriyet devrine kadar sürmüştür Atatürk şapka sorununu ele aldığı vakit kimi aydınlar bunu küçümsemişlerdir. Kafanın içinin değişmesini savunmuşlardır. Oysa ki şapka bir serpuştan çok bir zihniyetin semboluydu. Batı uygarlığına düşmanlık sembolü şapka idi…Laiklik bu bakımdan Türkiye’de yalnız dinle devletin ayrılması demek değildir. Özgür düşünceyle düşünmek gerekir. Bu konuda Sümerolog 106 yaşındaki Muazzez İlmiye Çığ çok sade bir lisanla konuyu anlatmakta ve toplumsal ilerlemenin boyutlarını ve geçirdiği evreleri şimdiki kuşaklara aktarmaktadır. Şimdi gelelim Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrencilerin masum direnişlerine…Bu öğrenciler ne diyor; biz ülkenin değişik yörelerinden göreceli olarak Allah’ın bize vermiş olduğu aklı iyi kullanarak yüksek puanlarla bu okula gelmişiz. Bu okulda olay çıkmaz. Çünkü provakatörlere geçit verilmez. Kayyım olarak atanan rektör üniversitenin dilinden anlamaz. Ve dünya sıralamalarındaki yerimizi bırakın ilerletmeyi gerilere düşürtür. Bu da ülkemiz için onanmaz yaralar açar. Bizim özgürlüklerimizin sorumluluk çerçevesinde tarafımızdan kullanılmasını engellemeyin. Hele polisin kararına lütfen bırakmayın. Televizyonlarda izlenen görüntülerden başta kendi velilerimiz ve yakınlarımız olmak üzere herkes üzüntü duymaktadır. Bunu bize yaşatmaya hakkınız yok . Anayasanın 2-5-13 ve 19.maddelerini okuyun ve okutun. Buna bağlı olarak da Anayasa Mahkemesi kararlarını hatırlayın. Bu kararlardan birisinde der ki, kişi özgürlükleri polisin öznel değerlendirmesine bırakılamaz.

Günümüz Türkiye’sinin geldiği noktadan daha ileriye gitmesi hem bizim hem halkımızın özlemidir.

Bu satırların yazarı olarak üniversitenin çevre bilimleri uzmanı olan rahmetli Kriton Curi’nin davetlisi olarak belediye başkanı ve konuşmacı sıfatıyla katıldığım çevre panelinde konferans salonunda öğrencilerin göstermiş olduğu ilgi ve sıcaklık o paneli bizim açımızdan unutulmaz kılmıştı.