Asgari ücret 2018'de ne olur?

Yayın Tarihi 27 Aralık 2017

Asgari ücret 2018’de ne olur?
Milyonlarca işçi, gözünü asgari ücret zammına çevirdi.
Doğrudan 6 milyona yakın çalışanı ilgilendiren asgari ücret bakalım bu sene ne olacak? 
Asgari ücret, halen bekar bir işçi için brüt bin 777 lira 50 kuruş, vergiler ve kesintiler düştüğünde net bin 404 lira 6 kuruş olarak uygulanıyor.
Asgari ücretin işverene toplam maliyeti, bir işçi için 2 bin 88 lira 56 kuruşu (işverene maliyet tutarında sosyal güvenlik primindeki yüzde 5 oranındaki indirim dikkate alınmış ve 100 lira/ay teşvik indirimi hariç) buluyor. 
Bunun bin 777 lira 50 kuruşunu brüt asgari ücret, 275 lira 51 kuruşunu sosyal güvenlik primi, 35 lira 55 kuruşunu işverene ait işsizlik sigorta fonu oluşturuyor.
Bu arada iki senedir uygulanan 100 liralık işverene asgari ücret desteği 2018’de artık olmayacak. Bu şartlarda asgari ücretin en fazla yüzde 8 ya da 9 artacağı öngörülüyor.
TÜRK-İŞ (Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu) tarafından 30 yıldan bu yana her ay düzenli olarak yapılan “açlık ve yoksulluk sınırı” araştırmasının kasım ayı sonuçlarına göre de yoksulluk sınırı 5106 TL, açlık sınırı 1506 TL oldu.
Bakıldığında devlet memurları ile emeklilerin büyük bir çoğunluğunun yoksulluk sınırının altında bir rakama çalıştığını, yüz binlerce insanın da yoksulluk sınırının altındaki bir rakamla iş bulabilmek için çaba gösterdiğine şahit oluyoruz.
Peki bu sorun nasıl çözülecek?
İlk olarak İş Kanunu’na dayanarak hazırlanan Asgari Ücret Yönetmeliği’ndeki “İşçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücret” tanımı özüne uygun şekilde ele alınmalı ve değerlendirilmelidir.
Asgari ücretin kurumsal değil toplumsal bir ücret olduğu tüm kesimlerce benimsenmelidir.
İşçinin bir makine olmadığının işverene hatırlatılması ve işçinin insani yönünün ele alınarak, insan onuruna yakışan bir yaşam düzeyine getirilmesi için çalışılmalıdır.
En başta hükümet, ücretin belirlenmesinde dayatmaları gözle görülür olan IMF teknokratları ve işverenler ‘bu miktarla bizler yaşayabilir miyiz?’ sorusunu vicdanlarında cevaplandırmalıdırlar.
Devletin de büyüyen ülke rakamlarıyla toplumu oyalamak yerine, hakkı esas alan adil bir ekonomik düzenin hayata geçirilmesi için var gücüyle çalışması gerekmektedir.
Unutulmamalı ki herşeyden önce, işçi bir insandır. 
İşçinin de hayattan beklentileri, hayat düzeyi, prestiji bulunmaktadır. 
Sosyal bir varlık olan işçinin insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi sürdürme hakkı bulunmaktadır. 
Bu sebeple asgari ücretin çalışan bir kişinin beklentilerini karşılayacak, insanca yaşamasına imkan tanıyacak nitelikte olması zaruridir.