Arsa satışlarına  büyükşehirden cevap var!

Yayın Tarihi 28 Mart 2018

Arsa satışlarına 
büyükşehirden cevap var!

AK Partinin İzmir Büyükşehir Belediyesi Grup başkan vekili Bilal Doğan’ın gündeme getirdiği arsa satışları için Büyükşehirden cevap geldi.
Geçen haftaki köşe yazıma konu ettiğim gelişme üzerine İBB başkan vekili Sırrı Aydoğan aradı.
Özetle Sırrı başkan iddia edildiği ğibi arazi satışının olmadığını söyledi.
İddia şuydu: Aziz Kocaoğlu ben bir kuruşluk arazi satmadım diyordu ama belediye borç batağında mı ki, şimdi Buca’da arsa satıyordu?!
Sırrı başkan şöyle yanıtladı bu iddiaları:
Belediye olarak bütün mal varlıkları, araziler tespit edilip dijital ortama alınmıştır. Bunlar içinden vatandaşla şuyulandırılmış yerler çıkmıştır. Belediyenin hissesinin çok olduğu yerleri belediye parasını vererek almış, diğer yerleri vatandaş mağdur olmasın diye ihaleye çıkarak, rayiç bedel üzerinden satışına karar vermiştir. Yani iddia edildiği gibi, Çiğli belediyesinin veya Seferihisar belediyesinin yaptığı ihtiyaçtan bir gayrimenkul satımı yoktur!
Sırrı başkanın bu açıklamalarından sonra geçen haftaki köşe yazımın kamuoyundaki yankıları ve gazetecilerin Bilal Doğan’a sormaları üzerine sayın Doğan beni aradı. Ben de Sırrı başkan’ın bana yaptığı açıklamalarını, yani gerçek anlamda iddia edildiği gibi arazi satışı olmadığı cevabını aanlattım.
Bilal Doğan, tabii yine muhalefet gereği önceki satışlarda örneğin beş yeri bir kişinin aldığını ve sonra buna göre imar düzenlemeleri geleceğini, yani cevabın tatmin edici olmadığını söyledi.
 * * *
Sevgili okurlar; ne güzel, işte yerel demokrasi örnekleri. Keşke ülke genelinde de böyle iktidar muhalefet tartışmaları düzeyli olsa. Ama İzmir bir başka güzel!
Bir de olayın gazetecilik boyutunu açayım bu vesile ile.
Sevgili okur, biliyorsun ki Türkiye’de yandaş medya diye bir tanım türedi. Daha önce de Kartelci medya, candaş medya, muhalif medya, iliştirilmiş medya tabirleri vardı.
Tabii çok üzücü bu şekilde gazeteciliğin, haberciliğin tanımlanması. Haber objektiftir, tarafsızdır, ama yorun hürdür.
Ben köşe yazılarımda da objektif olmaya çalışıyorum, haberci kökenden geldiğim için.
Bu güne kadar çok şükür hiçbir iktidarın –yerel veya genel- yandaşı da olmadım, sırf muhaliflik için de muhalif olmadım. Yeri geldi ülke için faydalı gördüğüm bir çalışmayı destekledim, övdüm, yeri geldi yanlış gördüğümü eleştirdim.
Gazeteci bağımsızdır. Sarı basın kartının bakanlıkça verilmesi bu bağımsızlığı zedeler. Sarı basın kartı almayan veya Gazeteciler Cemiyeti üyesi olmayan gazeteci değil midir?
Ben sarı basın kartı sahibiyim ama aynı zamanda hukukçu olduğum için kullanmıyorum. Geçim için hukukçuluğu, kökten geldiğim ve kopamadığım için gazeteciliği yapıyorum. Ne acı değil mi, bir gazetecinin geçinmek için yine serbest, bağımsız bir başka hayat alanında da faaliyet göstermek zorunda kalmadı, değil mi? Çorap satarak hasta annesine bakan gazeteci var İzmir’de biliyor musunuz?
* * *
Önümüzde yerel seçim var, nasipse Mart 2019’da yapılacak. Kasım 2018’de erken genel seçim var deniyor ama ben buna ihtimal vermiyorum. Şimdiden seçim sathı-mahaline girdik. Tarafsız, objektif gazetecilik bu dönemde öne çıkacak. Beni tarafsız, objektif görüp kamuoyunu aydınlatacak açıklamalarda bulunan, siz değerli okurları aydınlatan her iki başkan vekiline, okurlara verdikleri değerden ötürü teşekkür ediyorum.