Ankara’nın nabzı!

Yayın Tarihi 17 Haziran 2014

Ankara’dayım. CHP-MHP ittifakının Cumhurbaşkanlığı için çatı adayının belirlendiği gün başkentin nabzını tutma fırsatı doğrusu iyi geldi bana.

Siyasi havayı çoğunlukla taksiciler koklar ve sohbet arası aktarırlar. Bu kez ben taksiciyi sorguya çekmedim, taksici sohbeti açtı. Beni tanıdığını sanmıyorum ama bir tanıdıkla veya ünlü biri ile konuşuyormuş gibi soru üstüne soru sordu. Irak-Suriye’yi de sordu, çatı adayını da, başbakanı da. Sanki ben nabız yoklamıyorum da o nabız yokluyor. Tabii çaktırmadan lafı hemen taksiciye verip onun görüşlerini aldım.

Taksici çatı adayı ile başbakanı aynı konumda görüyordu. Ama çatı adayını tutmuştu. Yoksa dedi, başbakan gelir, bir de başkanlık sistemini getirir.

Ben de ne zaman Ankara’ya gelsem taksiciler trafikten ve Melih Gökçek’ten yakınırlar ama her seferinde de Gökçek seçimi kazanır. Ankaralı taksicilerin hep dediklerinin tersi oldu. Demek ki söylemde başka, sandıkta başkalar. Cumhurbaşkanlığı seçiminde de bu tavırlarını mı gösterirler, yoksa adeta bir uluslar arası siyaset bilimci edasıyla yaptığı tahlillere bakarak söylemini sandığa yansıtır mı bilemem.

* * *

Geçen hafta İzmir’de CHP’nin bir ilçe başkan yardımcısı bana sır verir gibi kulağıma bir şeyler fısıldadı. CHP’nin genel başkanı olacak kişi Salı günü grup toplantısında rozet takacak ve partili olacak dedi. Ben kim o dediysem de isim vermedi. Birkaç isim sıraladım ve Tuncay Özkan mı dediğimde gülümsedi. Bugün yani siz bu satırları okuduğunuz dakikaya göre dün, Tuncay Özkan -müstakbel genel başkan adayı- meclis grup toplantısında yakasına mevcut genel başkan tarafından rozet takılarak resmen CHP’li oldu.

Hatırlıyorum, Deniz Baykal’ın bir olağanüstü kongresine gelmiştim yıllar önce Ankara’ya. Baykal kürsüde birine atıp tutuyordu. “Hani karşıma çıkacaktı, nerde şimdi, parti kuracaktı, kursun da görelim” minvali konuşuyordu. Önder Sav’ın en güçlü olduğu dönemdi. Ulus’taki spor salonunda yapılan kongrede “kim hakkında konuşuyor olabilir” diye sorduğumda konuyu yakından bilenler “Tuncay Özkan’ı kastediyor.” dedilerdi. Aziz Kocaoğlu henüz kongrelerde liste delecek konumda değildi, sonradan o güce erişti. Ben Önder Sav’ın yanına oturdum, söyleşide bana “Bu gördüğün muhteşem kongre benim eserim” dedi. O zaman o kongrenin Baykal’ın değil Sav’ın kongresi olduğunu anladım.

Hey gidi günler. Kürsüden kendisi hakkında konuşan Baykal’ı salonda sakince dinleyen Tuncay Özkan aradan geçen zaman içinde mücadelesinden taviz vermedi ve doğru bildiği yolda ilerledi, başına çeşitli işler geldi ve sonunda bir davet üzerine CHP’ye kaydoldu.

* * *

Tuncay Özkan’ın İzmir’de tabanı olduğu malum. CHP örgütü içinde de kendisini genel başkan olarak görmek isteyenler olabilir. Ama ben Özkan’ın sütten ağzı yandığı için yoğurdu üfleyeceğini zannediyorum.

* * *

Cumhurbaşkanlığının çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu aslında kimin önerisiydi? Daha doğrusu kimin adayıydı? Kulislerde Kemal Derviş’in önerisi diye konuşulsa da ben asıl Süleyman Demirel’in bu ismi zikrettiğini öğrendim.

Ekmeleddin İhsanoğlu’nun doğrusu iktidar partisinde şaşkınlığa neden olduğu, hiç beklemedikleri bu hamle karşısında biraz da telaşa kapıldıkları konuşuluyor başkent kulislerinde.

İktidar partisinde bunlar yaşanırken CHP’de de parti içi muhalefet harekete geçti ve 15 milletvekili başta Deniz Baykal olmak üzere toplanıp çatı adayı üzerine tavır belirlemeye çalıştılar. Bilindiği gibi bir kişinin Cumhurbaşkanı adayı olabilmesi için TBMM içinden en az 20 milletvekilinin imzalarıyla öneride bulunmaları gerekiyor.

* * *

Ankara sokak ve caddelerinde bu kez rüzgar iktidardan yana esmiyor görülüyor. Özellikle de Irak ve Suriye'de son yaşananlar vatandaşlar üzerinde çok büyük etki yaratmış. Ankara’da vatandaş aynı tablodan korkar olmuş. Daha sormadan görüşünü açıkça anlatması bunu gösteriyor. Bu kez Ankaralı beni yanıltmayacak galiba.

Uzun yıllardır yazdığım Ankara notlarını ayrı bir kitapta toplasam mı acaba? Bir İzmirlinin gözünden başkent yıllar içinde nasıl görünmüş, İzmirli gazeteci Ankara’nın nabzını ne kadar tutabilmiş, tarihte şöyle bir yolculuk yapar ve bugüne geliriz, ne dersiniz?