Ankara notları (2)

Yayın Tarihi 17 Şubat 2016

Bazen gündem çok hızlı değişiyor gibi geliyor. Bazen de bir bakıyorsunuz, günler, haftalar geçmiş hala aynı konuyu konuşuyor oluyoruz.

Gündemden düşmeyen konulardan biri tabii ki kapıya dayanan savaş. Acaba Türkiye savaşa girecek mi? Kapıda dünya savaşı var mı?

Bununla bağlantılı, bu süreçte Türkiye’de yönetim biçimi nasıl olacak? Başkanlık sistemi uygun mu?

Eskiden, 2000’li yıllarda Ankara’ya gittiğimde erken kalkanın darbe konuştuğu bir gündemle dönüyordum. Eski yazılarıma bakıyorum, eski Ankara notlarına bakıyorum da bunun ipuçlarını satır aralarında görüyorum.

Ankara, daha doğrusu Ankara’daki siyasal tartışmalar insanın içini, ruhunu karartıyor. Ankara’ya gitmenin en güzel yanı, İzmir’e geri dönmektir!

* * *

Ankara’da TBMM’de CHP Grubu'nda Sayın Kemal Kılıçdaroğlu konuşmasından sonra kürsüden inerken kendisini izleyen vatandaşlarla tokalaşıyordu. Benimle de tokalaştıktan sonra bıyıklarıma bir övgü dolu sesle “Oooo, bıyıkların heybetine bak” dedi. Ben de “İzmir’in selamını getirdim. Egenin, efenin bıyıkları” dedim.

Sonra akrabam Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz ile görüştüm.

Hatırlarsınız, Musul Başkonsolosu iken diğer memur ve aileleri ile birlikte 100 gün esir kalmış ve ardından hepsi kurtarılmıştı.

Daha sonra Tacikistan Büyükelçiliğine atandı. 1 Kasım seçimlerinde de CHP Ardahan Milletvekili olarak parlamentoya girdi. Şu anda CHP’nin Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı.

Ben yakından tanımıyordum. Ama annemin yakın akrabası olduğundan annemin rahmetli olmasından sonra babamlar görüşüyor. Kendimi tanıtınca yakın ilgi gösterdi sağolsun. Kısa konuşmamızın ardından mecliste tezkere hakkında yaptığı konuşmayı izledim. Öztürk Yılmaz CHP için büyük bir kazançtır. Kılıçdaroğlu çok doğru bir seçim yapmıştır. İnanın akrabam diye söylemiyorum, Öztürk Yılmaz sadece partili olarak değil, bir devlet adamı ciddiyeti ile Türkiye dış politikasında katkı koyuyor.

 

* * *

Meclis kulisinde başkanlık sistemi ufukta gözüküyor mu, diye bir yoklama yaptım. CHP milletvekilleri meclisin çalıştırılmamasından şikayetçiler. Hatta Ali Yiğit parlamentoya gelmeden önceki duyguları ile şimdiki duygularının çok farklı olduğunu söyledi. İktidar partisinin meclisi çalıştırmadığını, muhalefetin hiçbir isteğini yerine getirmediğini açıkladı. Meclis iç tüzüğünün muhalefetin de meclis çalışmalarına katılması, önergelerinin etkin olması yönünde değişmesi gerektiğini kaydetti.

Meclis doğru düzgün çalışmazken acaba parlamenter sistem tıkandı, denmek mi isteniyordu? Meclis kulisinde HDP grubundan İzmir milletvekilleri Ertuğrul Kürkçü ve Müslüm Doğan konuşuyordu. Avukat arkadaşım İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu ile yanlarına varıp sohbete katıldık. Ertuğrul Kürkçü Yenigün gazetesini ziyaret ettiklerini ve yayın çizgisinin tarafsız olduğunu belirtti.

Daha önce İstanbul Baro Başkanlığına aday olan, Türkiye’deki “kadınlar vardır” hareketinin içinden gelen, sivil toplum çalışmaları ile bilinen Filiz Kerestecioğlu ile meclisin karlı bahçesine çıkıp sohbet ettik. Sivil toplum çalışmaları ile daha etkin olunduğunu söyleyen Kerestecioğlu meclisin tek parti iktidarı tarafından çalıştırılmadığını, önergelere, sorulara cevap verilmediğini açıkladı. Başkanlık sistemini istemediklerini, parti olarak çok farklı bileşenlerden oluştuklarını ve aynı bileşenlerin çok renkli istemlerini mecliste temsil ettiklerini, demokratik siyaset yaptıklarını vurguladı.

* * *

Meclis hep açık kalsa, eksikliklerine rağmen hep çalışsa, parlamenter sistem oyursa, başka maceralara yelken açmasak…bakalım, meclis açık kaldığı müddetçe sahip çıkalım. Yaşayıp görelim.