Ankara izlenimleri…

Yayın Tarihi 26 Mayıs 2013

 

İzmir milletvekilleri haftanın dört günü Ankara’dalar üç günü İzmir’deler. Ankara-İzmir arası ilginç bir trafik var. İzmir’in imbatı Ankara’da bir gün sürüyor ve ertesi gün sanki hiç İzmir’de yaşanmamış gibi gergin bir Ankaralı oluyorsunuz.

* * *

Ben de haftada bir olmasa da ayda bir mutlaka Ankara’ya giderim. Türkiye’nin değil, dünyanın siyasi başkentidir Ankara!

İddialı bir cümle değil mi?

Hadi dünyanın demeyeyim ama orta doğunun başkenti derim ve bundan da geri durmam.

Amerika’da yükselebilmek için hatta devlet başkanı olabilmek için yolun Ankara’dan geçmek zorunda olduğu bilinen bir gerçektir. Açık veya gizli Ortadoğu şefleri bir gün bakmışsın Amerika üst yönetimine gelmişlerdir.

Bu dediğim teori Rusya ve Çin için de geçerlidir. Bu yazıyı internet ortamında okuyan dünyanın dört bir yanındaki ilgililer beni daha iyi anlarlar.

* * *

TBMM, Ankara’nın göbeğinde mimarisi ile antik çağı andıran bir yapı. Yalnız şimdi biraz arabesk hale geldi. Milletvekilleri nohut kadar odalarını beğenmeyince Dikmen girişine çok katlı bir yapı inşa edildi. Çok katlı yapı bütün büyüyü, sihri bozdu. TBMM artık eski gizemini taşıyamayacak, sıradan bir genel müdürlük binası, veya bakanlık binası gibi işlev görecek.

* * *

TBMM belirli günler ve saatler arasında halka açık. Halka açık dediysem, milletvekillerinin seçmen kitlelerine açık demek daha doğru. Koridorda bir milletvekili ile karşılaştım, hoş beşten sonra “İzmir’den bir heyet geldi, onlarla görüşmem gerek” diye izin istedi.

Ankara’ya gidecekseniz semtinizden bir heyetle gidin ve önceden geleceğinizi bildirirseniz yemekhanede en nefis yemekleriniz de hazır olduğunu bilin.

Yemek faturaları milletvekilinden.

Bir itiraz yapayım burada. Ben daha önceki bir gidişimde başka bir milletvekilinin misafiriydim ve yemekhanede Buca’dan gelen heyetle tesadüfen birlikte oturdum. Buca heyeti İlknur Denizli’nin misafiriydi. Sevgili milletvekilimiz masada beni de görünce tebessümle hoş geldin dedi. Tabii bizim yemek hesabını da danışmanı vasıtasıyla ödedi. Şimdi benim İlknur Denizli’ye bir yemek borcum var. Bir gün öderiz inşallah.

* * *

Asansörde Prof.Dr. Burhan Kuzu ile karşılaştım. Burhan hoca anayasa profesörü ve önümüzdeki yıl üç sandık konulacağından daha yeni haber olmuş. Hocayı yakalamışken sormamak olur mu?

Bir de hoca başkanlık sistemi konusunda çalışıyor. Bazen bir kelime çok şeyi anlatır. Burhan hoca tam siyasetçi olamamış. İyi ki de olmamış. Görüşüne katılın veya katılmayın, bilimsel olarak hocayla tartışın.

Seneye halkın önüne konacak üç sandık konusunu da hoca da benim gibi başbakanın Amerika’dan seslendirmesi ile duyduğu anlaşılıyordu.

“Bakalım” dedi kısaca. Bu ‘bakalım’a ben çok anlamlar yükledim.

Bence de önümüzdeki yıl üç sandık konup konmayacağına başkanlık sistemi olup olmayacağına: “bakalım!”

* * *

CHP grubunda Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu defalarca dinledim. En etkili konuşmasını geçen hafta yaptı. Bende uyandırdığı etki belki de gruba inmeden önce basın danışmanının odasında ön hazırlıkları gözlememden de kaynaklanıyor olabilir.

CHP grubunda Bayraklılı gençler sloganları ile damgasını vurdu. Fazla abartmadan ve etkili-birleştirici sloganlar ilgi gördü.

Genel başkan yardımcısı Haluk Koç’a Aydın mitingi izlenimlerini anlatıyordum. Bir ara Nazillili bir köylünün “Kılıçdaroğlu korkmuyor. Başbakan dava açıyor ama Kılıçdaroğlu korkmadan söyleyeceğini söylüyor.” Dediğini aktarınca Sayın Koç: “Sayın genel başkanımız ‘Cesedimizi çiğnemeden Anayasa’da başlangıç hükümlerinde değişiklikleri yapamazlar.” Sözü vatandaştan tam destek aldı” dedi.

* * *

Ankara’da daha başka kulis ortamlarında bulundum. Bazı teyidini almayı beklediğim gelişmeleri de yakında yazacağım. Ankara- İzmir hattında neler oluyor? Çok flaş back-groundlarla aktarmaya çalışacağım.