Anekdotlara devam…

Yayın Tarihi 08 Ekim 2015

Yazı mı hayattan hızlı, hayat mı yazıdan hızlı?

Diye sorduk geçen hafta. Ohoooo… Hayat her gün, her dakika, her saniye, her salise dalga geçti benimle. O kadar hızlı gelişti ki gündem her gün köşe yazsan nafile!

Hayatın hızına yetişmenin bir yolunu bulmam lazım. Bakalım bu yazının sonuna doğru bulur muyum, bilemiyorum.

Geçen gün Everest filmine gittim. Yazın fiilen çıktığım Ağrı Dağı'nın ardından yine bir tırmanış hikayesi anlatan sanal Everest bana hayat hakkında çok şey öğretti. Herkese öneririm bu filmi. Hayatın hızına yetişmenin sırını sanırım Ağrı tırmanışı bana biraz öğretti.

Bir dağcı henüz dağın eteğinde zirveye gözünü dikmiş bakıyordu. Rehber, önüne bak dedi. “Adım adım. Zirve adım adım gelecek.”

* * *

Kısa adı EGİAD olan Ege Genç İşadamları Derneği hazırladığı Kemeraltı raporunu bir basın toplantısı ile kamuoyuyla paylaştı.

Daha sonra bu raporu ayrı başlık altında irdeleyeceğim. Çünkü emek ve mesai vermişler. Yankıyı hak ediyorlar. Ama baktım da nedense İzmir kamuoyunda gereken yankıyı bulmadı.

İki ciddi yaklaşım geldi. Biri İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş’tan. Demirtaş'tan “Biz laf değil somut işler yaparız” çıkışı geldi ve hatta Kemeraltı’nda bulunan Vakıflara ait hanın yıkılarak yeşil alan yapılacağını somut iş olarak duyurdu.

Ekrem Demirtaş daha sonra yaptığı açıklamada EGİAD’ın çalışmalarına değer verdiklerini, sözlerinin yanlış anlaşıldığını belirtti.

EGİAD Kemeraltı raporuna ikinci ciddi yaklaşım da Tarihi Kemeraltı İnşaat Yatırım Ticaret A.Ş.'den (TARKEM) geldi. TARKEM Yönetim Kurulu Başkanı Samim Sivri, EGİAD'ın raporunda yer alan Kemeraltı'nda yatırım ve turizmin teşviki, sosyal medya çalışmalarının artırılması, alışveriş festivali ve kültürel etkinlikler düzenlenmesi ve sağlıklaştırma projelerinin hayata geçirilmesi gibi hususların önemli olduğunu söyledi.

Aslında TARKEM Genel Kurulu'nda Başkan Samim Sivri’nin şu söyledikleri bir nevi EGİAD’ın raporunu boşa düşürüyordu: “Artık planlama aşaması bitti. Şimdi icraat zamanı. Bugüne kadar tarafımızdan hazırlanan tüm rapor, analiz ve değerlendirmelerden yararlanarak İzmir Tarih Projesi Tasarım Stratejisi Raporu’nda mutabık kalınan ilkeler ışığında ön proje çalışmaları tamamlandı.”

Anlaşılan EGİAD’a Kemeraltı konusunda rol verilmeyeceği nazik bir şekilde anlatılmış oluyordu. Dedim ya, bu konuyu irdelemeye devam etmek gerek. Kafa yorup görüş bildirmek raporlarda emeği geçenlere bir saygı olur en azından.

* * *

Gediz Nehri kirliliği ve balık ölümlerine ilişkin yazım ortada kaldı. Öyle bir konu ki kimse söze girmek istemiyor. Sanki söze girilse suç üzerlerinde kalacakmış gibi.

Valla ister yetkili olun ister etkili, Gediz Nehri'nde balık ölümleri bir gün gündeminize öyle bir gelecek ki, keşke zamanında dosyayı önümüze koysaydık diyeceksiniz.

Osmanlı İmparatorluğu gerçekten imparatorlukmuş. Koskoca nehrin akış yatağını değiştiriyor. Eğer İzmir Körfezi içine aksa bugün nehrin taşıdığı alüvyonlarla ne körfez kalırdı ne imbat. Bornova’nın patates ve bamya tarlaları gibi önce dolgu alanı olur sonra da devasa gökdelenler ile Manhattan rüyası görürdük.

Körfeze tüp geçit, arabalı vapur, yolcu vapuru gibi her seçim döneminde ısıtılan dertlerimiz de olmazdı.

Bugün Gediz Nehri körfez dışına dökülüyor. Ne yapsak acaba? İzmir kamuoyunun dikkatini çekmek için nehrin yatağını değiştirip tekrar körfeze mi akıtsak?

* * *

Anekdotlar devam edecek de gelelim yazının başındaki soruya. Yazı bitmeden, yazı köşesi gazete yaprağının kenarından taşmadan bir cevap vermeye çalışayım. Hayatın hızına nasıl yetişebilirim? Soru buydu.

Evet, yazı hayata karşı hız yarışını kazanabilir!

Hayat hızlı ama yazının da bir duruşu var. Senin hayata karşı bir duruşun olursa hayat seni kıskanır. Durur ve seni izlemeye başlar.