‘Altın’ı bozun neşenizi bozmayın!

Yayın Tarihi 11 Ağustos 2014

Yoğun bir siyasi süreçten geçtik. Yerel seçimler ardından cumhurbaşkanlığı seçimleri ve sonuçlarıyla karşı karşıya kaldığımız durumlar.¶

Her kesimin farklı algıladığı ciddi farklı görüşlerin egemen olduğu bir süreçten geçtik.

Ülkenin bundan sonra ortak akıl ve düşünce yapısına aynı kulvardan bakan zihniyet yapısına ulaşabilmesi mümkün mü diye sorarsanız pek mümkün gibi görünmüyor.

Bu kadar da karamsar mı durum onu da düşününce etrafınızı gözlemleyince artık anlayacağınızı düşünüyorum. Evet, hakikaten artık ülkemiz kutuplaştı. Tahammülsüzleşen birey sayısı en üst seviyeye tırmandı. Ben benden sonrası tu kaka durumu hâsıl oldu.

2014 benim açımdan sıkıntılı geçti. Abimi, ablamı, yengemi kaybettiğim yıl oldu. Acılarla yoğun uğraştığım yıl oldu. Allah kimseye bu acıları göstermesin. Beni arayan başsağlığı dileyen mesaj gönderen çiçek gönderen tüm dostlardan da Allah razı olsun.

Ülkenin acıları daha da büyüktü. Siyasi sosyal ve manevi acılarla boğuşuldu. Yine trafik kazalarında 300 kişinin üzerinde ölüm vakaları, içimizi parçalayan Soma katliamı, Suriye olayları ile ilgili ölen vatandaşlarımız. İş kazalarında ölen vatandaşlarımız. Ve önceki yıldan hatırladığımız ciddi ölüm ve cinayet vakaları vs vs. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Acı ateşin düştüğü evde ciğerleri sızlatıyor.

2014 siyasiler için de pek önemli bir yıl oldu. Yerel seçimler yaşandı, yoğun bir seçim arifeleri yaşandı. Son olarak da cumhurbaşkanı seçimi sonucunda hiç seçim kaybetmeyen Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildi. Hem de ilk turda.

2014 yılının demokrasi açısından kedilere bağlı bir yıl olması martta yapılan yerel seçimler ile ortaya çıktı. Ağustos ayında Allahtan kediler tüm önlemler alınması ile pek trafo arkadaşlığına sürüklenmedi. Genelde yaz tatilinde olanlar ve trafoları boykot edenlerden dolayı icraatları sakin geçti.

En büyük demokrasi dersi cumhurbaşkanlığı aday belirleme sürecinde yaşandı. Antidemokratik bir aday yarışı ile devam etti. İki partinin önderliğinde 13’e yakın partinin ortak uzlaşı sağlayarak aday gösterdiği ciddi bir demokrasi dersi verildi. Kamuoyuna yan yana gelmeleri muhtemel olmayan partiler ve görüşler bir araya gelebildi. İstenirse demek ki bir araya gelinebiliyormuş. Özellikle “mevzubahis vatansa gerisi teferruattır” düşüncesi ön plana çıkarıldığında bir arada olabilme samimiyeti sağlanabiliyor. Bu duruma destek olanda olabiliyor olmayan da kendince kişisel hırs, intikam, hasetlik fikirleri ile yaşayanlar fotoğrafı iyi okuyamayanlar maalesef bu birlikteliğin dışında kendilerine yeni bir dünya yaratabiliyorlar. Bunları da evrensel sosyal demokrasiye inanan biri olarak hoş görüyorum.

Ancak bu durumda ülke menfaatlerini ön planda tutmayan, akıl tutulması yaşayan egolarını tatmin peşinde hareket eden ve seçimlerde anayasal haklarını kullanmayanların dövüneceklerine de ve mevzubahsin vatan olmasına aldırış etmeyenlerin yarın ciddi dövüneceklerine de inancımı kaybetmek istemiyorum. Aksi durumda vatana ihanetten her an gözaltına alınmaları mümkün olabilir mi bilmiyorum? Hadi kalın sağlıcakla altını bozun neşenizi bozmayın… Zaten “beni sokmayan yılan bin yıl yaşasın” diyen siz değil misiniz?