"Ali Babacan'ın partisi" ve Tekelioğlu

Yayın Tarihi 22 Temmuz 2019

"Ali Babacan'ın Partisi"nin partileşme süreci "fırtına öncesi sessizlik gibi"...

"Ali Babacan'ın Partisi"nin partileşme süreci "fırtına öncesi sessizlik gibi"...
Bana göre partileşmekte gecikiyorlar. Neyse... Biz İzmir tarafına bakalım.
"Ali Babacan'ın Partisi" dendiğinde İzmir'de akla gelen ilk isimlerden biri Prof. Dr. Mehmet Tekelioğlu... 
Peki gerçekten de öyle mi? Bunu konuşalım biraz... 
Siyaset çevrelerinde Cumhurbaşkanlarımızdan "Abdullah Gül'ün eniştesi" olarak da bilinen Tekelioğlu, AK Parti'yi kuran ilk kadroda görev alan, AK Parti Kurucular Kurulu üyelerinin en önde gelenlerinden biri.
Çok fazla teşrik-i mesaimiz olmasa da, benim çok sevdiğim siyasetçilerden biri olan Mehmet bey, yakın çevresinin de iyi bildiği üzere (uzak çevresi pek bilmez herhalde!) üst düzey bir siyaset anlayışıyla her şeye çok temkinli yaklaşan biri... Yanlış anlaşılmaktan özellikle "çekinen", herşeyin tam anlamıyla anlaşılmasını bekleyen, bozmayı değil kurmayı tercih eden, kalp kırmayı "felaket" gibi gören, sadakat ve yüce değerleri herşeyin üstünde tutan zarif bir siyasetçi.
"Kayserili bir İzmirli"... Yolu Ege Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniveritesi ile başlayıp, University of Southampton'dan "dolanarak" çok sayıda üniversitelerden geçip taa buralara ulaşan bir "uçak mühendisi"...
Gündemi değerlendirirken şunlardan bahsediyor:
"Dünya değişiyor, Türkiye değişiyor, davranış kalıpları değişiyor, beklentiler değişiyor, birliktelikler değişiyor, din anlayışı değişiyor, yönetim anlayışı değişiyor, daha pek çok şey değişiyor. Bu değişimi çok iyi izlemesi ve adımlarını buradan çıkacak sonuçlara göre atması gerekenlerin başında Türkiye’deki mevcut yönetim geliyor. Eğer bu durum görmezden gelinirse sadece mevcut hükümeti ve partiyi değil Türkiye’yi de zor günler bekliyor demektir. Tabii Türkiye’yi yönetmeye talip olan yeni oluşumların da başarılı olmak için çok kapsamlı çalışmalara ve dosyalara, bu değişimi gözardı etmeden sahip olma zorunluluğu var. Yazılıp çizilenlerden anlaşıldığı kadarıyla Ali Babacan, bu değişim furyasını iyi değerlendirmek için önce kadro oluşturmak, ardından da bu kadronun ortak aklıyla bir program sunmak arzusunda. Bu programı önce bir düşünce platformu, bir araştırma merkezi ya da bir vakıf bünyesinde tartışmaya açmak gibi bir yol da izlenebilir mi bilmiyorum, ama buna dair duyumlardan bahsedenler de var. Yine anladığım kadarıyla bu kadronun teşkilinde iki hususa dikkat ediliyor. Bir: Çalışmalarda yer alacak kimse dürüst mü, sözüne güvenilir mi, sağlam irade sahibi mi, hak hukuk gözetir mi, bu konularda sınanmış mı? İki: İşinde başarılı mı, bunu ispatlamış mı? Buradan ortak aklı oluşturacak heyetin mensuplarıyla ilgili olarak şunu çıkarıyorum ben: Bu iki özellik dışındaki hususlar, yanı, bölgesi, ırkı, mezhebi, meşrebi, mektebi göz önüne alınarak bir değerlendirme yapılmayacak. Yine bildiğim kadarıyla Ali Babacan dini kavramlarla konuşmaktan uzak duracak, bir istismar hissi doğmaması için. Zira ortada çok kötü örnekler var ve bunlar her şeyden önce mukaddes değerlerin aşınmasına yol açıyor. Ali Babacan başarılı olmak istiyorsa değişimi iyi okumak zorunda."
*****
Gündemi değerlendirirken AK Parti'yi eleştirdiği kadar, yeni oluşuma da tembihlerde  bulunduğu görülen Prof. Tekelioğlu, kurulacak partinin "İzmir Lideri" gibi görünmeyi özellikle reddediyor.
Açık bir dille, "Ben ilk halkada değilim; bu konuda konuşulanları duyuyorum ama öyle değil" diyor.
Bana en çarpıcı gelen yorumu ise, "AK Parti yanlışlarını görüp düzeltirse, kendini tekrar toparlarsa, yeni oluşum eriyebilir" diye yaptığı değerlendirme oldu. Yani Tekelioğlu'nun AK Parti'nin eski günlerine dönebileceği ve "Babacan'ın Partisi"nin "ölü doğacağı" gibi bir durumu ihtimal dahilinde tuttuğu da görülüyor. 
Ama elbette, her halinden anlaşılıyor ki, Ali Babacan'ı, benzer çabalar içinde olan Ahmet Davutoğlu'na göre daha tutarlı buluyor. Bunu da, "Ahmet Davutoğlu’nu anlamakta güçlük çekiyorum ben. Sanırım daha çok AK Parti içinde kalarak bir şeyler yapma niyetinde. ‘Tayyip Erdoğan buna izin verir mi’ diye sorsam sizin cevabınız ne olur?" diye ifade ediyor.
Özal'ın "dört eğilim" "efsane"sini diriltme hedefinde olanların neler yapabileceğini hep birlikte göreceğiz.
Bu süreçte Prof. Dr. Mehmet Tekelioğlu gibi birkaç asırda bir rastlanan seçkinliğiyle öne çıkanların (ve ama halkın gönlünü de çok iyi anlayanların) tavrı da çok belirleyici olacak.