AKP ve eğitim anlayışı

Yayın Tarihi 23 Şubat 2021

Günümüz belediyeciliği özellikle iktidar partisinin hakim olduğu bazı istisnalar hariç ranta dayanmaktadır. Partizanlık had safhadadır ve yandaşlara ihale vermek de sanki belediyeciliğin en önemli unsurlarındandır.

Ulusal ya da uluslararası alanlarda yerel yönetimlerin dostluk, kardeşlik, kültürel ve sosyal anlamda dayanışmanın sadece yöresel değil aynı zamanda bölgesel anlamda ve evrensel anlamda büyük bir sosyo-kültürel faydaları olmaktadır. Bunun sayısız örnekler vardır. Rahmetli Erdal İnönü’nün SHP Genel Başkanı olduğu dönemlerde Paris’te yapılan toplantıda Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerin eğitimsel anlamda ortak üniversite açılmasını UNESCO oybirliği ile kabul etmiştir. Ben de buna dayanarak parlamentoda gerek hepimizin yakından tanıdığı tarihçi İlber Ortaylı gerekse tarihin babası dediğimiz rahmetli Halil İnalcık hocalarımızın destekleriyle bir yasa taslağı hazırlamıştım. Ancak AKP oylarıyla ne yazık ki parlamentodaki oy çokluğu ile reddedilmişti. Çünkü AKP’nin anlayışında Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre” onlar cahil, okumamış ya da en fazla ilkokul mezunu olan kişilerle iktidarlarını sürdürebileceklerine inanıyorlar” ve zaten de geriletilen eğitim sistemi onların istediği düzeyde böyle yürüyüp gidiyor.

Yaklaşık iki yıl önce bir rektör yardımcısı ,skandal sayılabilecek şöyle bir ifadede bulunmuştu. “Cahiller ve okumamış insanların firasetine güveniyorum. Bunlar ülkemizi ayakta tutacak, çünkü zihinleri berrak ve net. Okumuş, hele de üniversite okumuş insanların zihinleri bulanık olur. Ülkeyi ateşe sürükleyenler okumuş kesimdir” diyor. Herhalde o kişi şimdilerde ettiği sözlerin sonucunda onurlandırılmıştır!

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki olaylara bir de bu yönden bakmak lazım diye düşünüyorum.

Hem 206 üniversitemiz var diye övünüyorlar, hem de ezbere eğitim verilmiş olsa bile o üniversitelerden mezun olanlardan ürküyorlar.