Ahlaklı ve onurlu kadın polemiği

Yayın Tarihi 01 Mart 2021

“İnsanı” elinin tersiyle iten bir siyaset anlayışını kabul etmek mümkün değil.

Hele bu insan kadın ise…

AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in Uşak Emniyet Müdürlüğü’nde yapılan çıplak arama iddiasına ilişkin açıklamaları ile meşgul olduk geçen hafta.

Kendisi tacize, tecavüze, utanmazlığa maruz kalan kadınlar için ne demişti:

Bir kadını çıplak arayacaksın, dakikasında bundan rahatsızlığını beyan eder, bir sene beklemez. Onurlu kadın, ahlaklı kadın bir sene beklemez. Bu kurgusal bir harekettir. Biliyoruz size bir aferin geldi.”

Yani diyor ki; “Tacize, tecavüze uğrayan kadın susuyorsa, susmak zorunda kalıyorsa, onursuzdur.”

Diğer bir deyişle: Aradan zaman geçtikten sonra konuşuyorsa, yine onursuzdur.

Bunu söyleyen bir milletvekili.

Hem de bir bayan…

Hem de iktidar partisinin Grup Başkan Vekili.

Allah aşkına iktidarın milletinden nasıl uzaklaştığına bakar mısınız?

Gerçekten ibretlik bir açıklama…

Sosyal bilimciler der ki; Kadınların yaşadığı travma ne kadar ağırsa, ortaya çıkması da o kadar zordur. Toplum baskısı ne kadar ağırsa, bu konuları konuşmak da o kadar zordur.

Burada devleti yönetenlerin kadınları haklarını aramaları için cesaretlendirmesi gerekirken, şikayet edeni onursuz ilan etmesi, bir travma daha yaşatmak değildir de nedir lütfen?

Bakıldığında vicdan, ahlak hatta onurlu bir siyaset anlayışı bunu gerektirmez mi?

Bir de cinsel tacize, tecavüze uğrayan kadınlar için, başvuru süresi mi var?

İş kazası mı bu? Bildirim süresi 3 iş günü mü?

3 iş günü içinde şikayetçi olmayana, namussuz, onursuz mu diyeceğiz?

Kadın hakları için bırakın ülkemizi tüm dünyanın şiddet gören, hakkı yenilen, tacize maruz kalan tüm kadınların yanında olması gerekmektedir.

Kendinden olmayana terörist, kendine oy vermeyene bela okuyan, kadın onurunu ve ahlakını hiçe sayan bir düzende nefes almaya çalışıyoruz işte.

Nereden nereye geldi güzel Türkiye’m…

Yazık!

Bizler koltuk uğruna tüm değerlerimizi mi kaybettik?

Memleket yanarken, insanlar sağlığıyla uğraşırken neler ile uğraşıyoruz.

Çok üzücü.

Öyle değil mi?