Adaletin bu mu dünya!?

Yayın Tarihi 06 Temmuz 2017

Adalet nedir?

Yenir mi, içilir mi?

Soyut nedir, somut nedir? Adalet soyut mudur, nasıl somutlaşır?

* * *

Yürüyoruz işte. Herkes yürüyor. Ben Ankara Güvenpark’ta başlayan yürüyüşün İstanbul Maltepe’ye kalan son 240’ıncı kilometresinde yetiştim yürüyüşçülere. Hava sıcak, bıçak gibi sıcak. Kan ter içinde yürüyorlar. Hak, hukuk, adalet diyorlar. Herkes için adalet diyorlar. Yürüyorlar işte. Yürüyoruz işte.

* * *

Bir ülkede toplumsal bir olay olduğunda bu yalnız ve tek başına kendine, başlangıcına ve devamına bağlı değildir. Mesela geçmişteki Cumhuriyet yürüyüş ve mitingleri başka illerdeki içeriğinden çok daha kapsamlı İzmir’e dalga dalga geldiğinde Demokrasi içeriğine bürünmüştü. Nasıl başlamış, nasıl sonuçlanmıştı, hatırladığımızda kayıtsız kalmayıp içine girince ortak bileşke demokraside birleşilebiliniyordu.

Adalet yürüyüşüne de kayıtsız kalmak, bunu bir genel başkanın yürüyüşü olarak görmek, bunu siyasi çalışma olarak görmek kısır ve yetersiz kalır. Herkesin eleştiri hakkı vardır bu yürüyüşe ama tırnak içinde “adalet” e kayıtsız kalmak eleştiri kefesinin diğer yanını ağır bastırır.

Adalet istemini sadece siyasi davalar ile sınırlı tutulması da sığlığa götürür bizi. Başlangıçta somutlanmamış adalet istemi yürüyüşün sonunda somutlanmalıdır.

* * *

Geçen haftaki yazımda “adalet” talebinin yıllar itibariyle Avukatlardan, Barolardan geldiğini ayrıntılı olarak yazmıştım. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu beni telefonla arayarak bu anımsatmayı yaptığım için teşekkür etti. Şimdi aynı temelde Metin Feyzioğlu’nun “adalet ortak paydası” üzerine Saygı Öztürk’e yaptığı açıklamalardan bir bölüm aktarıyorum:

“Çok çeşitli fay hatları üzerinden birbirine düşmanlaştırılmaya başlanmış, kutuplaştırılmış toplum Türkiye Barolar Birliği'nin yürüttüğü mücadele sonucunda adalet paydasında buluşmaya hazır hale gelmiştir.”

“Türkiye'de toplumu ilgilendiren tüm ceza soruşturmaları ve davaları bizi ikiye bölüyor. Toplumun bir kısmı bir futbol maçı seyreder gibi yapılanları çılgınca alkışlıyor, diğer kısmı da tartışmasız ıslıklıyor. Bunun sebebi yargının güvenirliğini yitirmiş olması.”

“Amacımız, pek çok fay hattı üzerinden kırılgan hale getirilmiş ve kutuplaştırılmış toplumumuzu, hukukun ve demokrasinin ortak değerleri etrafında birleştirmek.”

* * *

Ben bir gazeteci ve hukukçu olarak adalet yürüyüşüne hem tarihe tanıklık etme duygusu ile, hem de insanlığa karşı sorumluluk duygusu ile nasıl adalet ortak paydasında buluşabiliriz, konuşabiliriz, söyleşebiliriz, anlaşabiliriz umuduyla katıldım. Yürüyorum ve kafamda dolaşan sorulara yanıt arıyorum: adalet nedir, yenir mi içilir mi, tadı nasıl!?...

Ekmek gibi mi? Fırından yeni çıkmış sıcak bir ekmek gibi…