Adalet içinde ve özgürce yaşamak istiyorsan eğer…

Yayın Tarihi 28 Haziran 2017

1950 sonrası Demokrat Parti döneminde Başbakan Adnan Menderes’in CHP’yi eleştirirken en sık kullandığı atasözlerinden biri de “Hafıza-i beşer, nisyan ile malûldür” sözüydü.

Bu atasözü insan hafızasının unutkanlık hastası olduğuna dikkat çekerken, Menderes de Türk insanını çok güzel tasvir ediyordu aslında…

“Dünü unutma” diye haykırmak geliyor içimden.

Dünü unutursan, yarının hiç olmaz çünkü!

Düşünebiliyor musunuz ülkemiz yıllardır birçok felaket yaşamış, acı içinde kıvranmış ve demiş ki; “Bundan sonra bu acıları tekrar yaşayamayız, bu acılar milletimize yeter!”

Ama aradan yıllar geçip de acının sıcaklığı azalmaya başlayınca, yavaş yavaş unuturmuş insanoğlu!

Acı, gittikçe hafifler!

Öyle ya; “Hayat devam ediyor!” dermiş.

İşte biz Türkler gibi…

Ne var ki; insanoğlu unutsa da, arşivler unutmuyor!

Her söz kayıt altında, her iş yazılı veya görüntülü olarak kayıtlarda!

Dolayısıyla; dün yaşadıklarını, yarın yeniden yaşamak istemeyen insanlar, hafızalarının bir yerlerinde arşivlenmiş olayları yeniden hatırlamalı ve yeni bir felâket yaşamamalıdır.

Dünden ders alınmalı ki, tarih tekerrür etmesin!

Bunu derken, şunu düşünüyorum:

Daha dün diyebileceğimiz yakın tarihte, bizim gündemimizde ne vardı?

Türkiye’de evrensel hukukun işlemediği, yargının bağımsız ve tarafsız olmadığı, adalet mekanizmasının keyfi tutuklamaları sebebiyle birçok insanın mağdur olduğu gündemdeydi.

İşte yargının siyaset ve iktidara bağımlı olmaması gerektiğini vurgulamak sebebiyle ülkenin Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı bir yürüyüş başlattı Ankara’dan İstanbul’a...

Tek amaç; iktidarların yargıyı, kendisinden olmayanları sindirmek ve cezalandırmak için kullanmaktan vazgeçmelerini talep etmek ve demokrasilerde muhalefetin düşman değil, sadece ve sadece iktidarın denetleyicisi olduğunu anlatmaktı.

Son dönemlerde öyle şeyler oluyor ki insan hukuk adına da ülke adına da endişelenmeden edemiyor.

Eğer verilen kararlar millet vicdanında karşılık bulmuyorsa, adalet konusunda şüpheye neden oluyorsa orada bir sorun var demektir.

İşte bu nedenle barışçıl ve şu ana kadar herhangi bir şiddet emaresi içerdiği gözlemlenmemiş bu yürüyüşü sonuna kadar destekliyorum.

Toplumsal barışa katkı sağlayacak, milletimizin gerçek sorunlarına çözüm olacak her türlü arayışın ve adımın yanında olmalıyız diye düşünüyorum.

Bu topraklarda adil ve özgür bir yaşam sürmek istiyorsak eğer...

İlhan Selçuk 15 Eylül 1969 tarihli yazısında tam da bu konu üzerine ne güzel söylemiş;

“Yaşamak güzel şeydir kuşkusuz... ama gelişen dünyaya ayak uydurarak yaşamak... rezil olmadan yaşamak... kafa yeteneğini kaybetmeden yaşamak... genç kuşakların devrimcilik heyecanlarına tarla korkuluğu gibi engel olmaya çabalamadan yaşamak...”