“Acı aşı”

Yayın Tarihi 19 Ocak 2021

“Acı aşı”

 

Coronavirus adlı merhametsiz katil”in “insanlık” denen kale”ye uyguladığı acımasız kuşatma sürerken, insanlık “çaresiz savunma” pozisyonundan “saldırı” aşamasına geçti ve -Allah’a şükür!- “aşılama” başladı…

 

Ama bu aşamada da başka bir savaş söz konusu.

 

En başından söyleyeyim, ondan sonra anlatayım; gelişmelerden anlayabileceğimiz en basit sonuç şu: demek ki insanoğlu, ölürken bile ayrım yapıyor!

 

Benim “bu televizyon kanalları neden haberlerinde hiç Rusya’nın geliştirdiği “dünyanın ilk coronavius aşısı” Sputnik V’den hiç söz etmiyorlar; neden bu adlarının önünde “Profesör” yazan koca koca adamlar Sputnik V sanki yokmuş gibi davranıyorlar?” diye sorduğum ve kimse kolay kolay yanıtlayamayacağı için kendim karşılık verdiğim yazılarımın üzerinden birkaç ay geçmişti ki, ilginç bir gelişme yaşandı...

 

Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov, Türk Tabipleri Birliği'nin pandemiye karşı uygulanan aşıların hastalığı önleme etkinliklerine ilişkin verilerin değerlendirildiği 'Aşılar Tüm Canlıların Ortak Değeridir' başlığıyla yayınladığı bir makalesinde, Rusya'nın geliştirdiği Sputnik V aşısına yer verilmemesine tepki gösterdi.

 

TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’ya sitemli bir mektup yazan Rus Büyükelçi, "Okuduğum değerlendirmenizde, genel olarak 'Sputnik V' olarak bilinen Gamaleya Merkezince geliştirilerek dünyada ilk milli tescil işlemini görmüş “Gam-Kovid-Vak” aşısının yer almadığı hususu açıkçası hafif bir şaşkınlık yaratmıştır. Böyle bir derlemenin hangi listeler ve reytingler esas alınarak yapıldığı muallakta kalmıştır" ifadelerini kullandı.

 

Bizim adamlar “ilaçlarını reçetelemeyi çok sevdikleri Batılı ilaç “dev”lerinin aşılarının reklamını yapmayı çok seviyorlar “ama kazın ayağı öyle değil”!

Bu konudaki en kritik yorumlardan biri, elbette bizim basınımızın görmezden geldiğini söylememe gerek bile yok, Çin’in medya organlarından Global Times’da, “Amerikan medyası Pfizer aşısı ölümleri için neden sessiz?” başlığıyla yayınlandı (Malum tek sorun son olarak İsrail’de görüldüğü üzere sadece yüz felci riski değil; Almanya ve Norveç gibi ülkelerden ölüm haberleri de geldi!).

 

Tamam, bazı kesimlerin patolojik düzeydeki Batı hayranlığını anlayabiliyorum ama ayrımcılığın bedelini hayat ile ödemek de biraz manyakça değil mi?

 

***

 

Son olarak da “hız” açısından çok başarılı bulduğum “aşılama sürecimizi yönetenler”e bir sorum var…

 

Aşılamada neden basın mensupları ve temizlik işçileri ilk sıralarda değil?

Bu listeler aceleye getirilip unutulduğu için mi yoksa!

Basın mensupları öncelikli olmaz mı; temizlik işçileri öncelikli olmaz mı ya!

 

Açın listeye bakın, (sağlık ve güvenlik alanları dışında) bunların önünde yer alanlarla birlikte değerlendirin, basın mensupları kadar toplumun tam içinde olan, çok sayıda insana çok fazla yaklaşan, temizlik işçileri kadar “hayatın sınırı”nda risk unsurlarıyla içiçe yaşayan başka kaç kişi vardır ki?