80’ler, 90’lar apolitik gençliğinin başına saksı düştü!

Yayın Tarihi 04 Haziran 2013

TRT’de izliyorsunuzdur 80’li yılların dizisini.¶ Şimdi ATV’de 90’lı yıllar dizisi yayınlanacak. Belgesel gibi adeta. Hayat çok hızlı akıyor. Zaman su gibi geçiyor. Yaşayıp görürsek geri dönüp bir bakıyoruz ki, çok masumuz. Bizim masumiyetimiz her türlü kullanılmaya karşın yine masum kalmayı başarıyor.

80’li yılların apolitikleştirilmeye çalışılan gençliği biraz biliyoruz ama 90’lı yılların çocuklarını tanıyor muyuz?

Hürriyet Gazetesi’nden Fatih Çekirge dün yazdı. Kızı “Baba medya niye Gezi Parkı direnişini vermiyor?” diye soruyordu.

Çok yakınım bir genç de bana aynı soruyu sordu. 90’lı yılların gençliğiydi. Ne oldu dedim? Başınıza saksı mı düştü?

“Hayır” dedi. Başımıza biber gazı, gaz bombası düştü!

* * *

Başına orantısız gaz bombası düşen gençlik “orantısız zeka” kullanmaya başladı!

* * *

Tarihe not düşmek için içinden geçilen zamanı doğru teşhis etmek gerek. Günlerdir süren Gezi Parkı direnişinin temelinde parkın içinde masumca ağaçları korumaya çalışan sanatçılara sabaha karşı aniden yapılan gazlı baskına duyulan kabullenmeydi.

Peki, neden 90’lı yılların gençliği birden ayaklandı?

Yıllardır üzerlerinde apolitikler diye baskı vardı. Doğruydu, onlar geçmişin siyasal yelpazesindeki şu veya bu görüşün etrafında toplanmamışlardı ama onların da aklı vardı, onların da fikri vardı. Onların apolitik olduğunu söyleyenler onlara görüşlerini sormamışlardı ki!

* * *

‘Onur’dur ki bir insanın en politik duruşu!

Hitler faşizmi döneminde yıllarca onuru zedelenmiş Almanya’da anayasanın birinci maddesinde şöyle yazıyordu: “İnsan şeref ve haysiyeti, onuru dokunulmazdır.”

Ben de yeni anayasa yazım sürecinde aynı maddeyi önermiştim komisyona. Öğrendiğime göre içinde AKP’li üyenin de olduğu anayasa yazım komisyonu uzlaşılan maddeler arasında benim önerim de var! Ne mutlu bana. Ne mutlu onurlu insanlara!

Bu paragrafı niye yazdım? Gezi parkı direnişi ve bu direnişin Türkiye’ye, dünyaya yayılışının temelinde bu var: Onur!

Siz gençleri apolitik zannederken onlar: “Ananı da al git!” sözünden alındılar. Kendilerine söylenmiş gibi algıladılar.

Tepeden bakıştan, kibirden, her şeyi ben bilirim anlayışından, sen neymişsin be abii tavrından, fırça atmalardan, barış derken bile çatık kaştan, sert sözlerden alındılar.

Sayın başbakan kendi partisinden seçilen Meclis Başkanına fırça attı, sen kendi işine bak, dedi. Hatırlayın, anayasa yazımı gecikince meclis başkanı hükümet adım atsın deyince yemediği fırça kalmadı.

Sayın başbakan benim Cumhurbaşkanıma söz söyledi; iki başlılık olmaz, dedi. Hatırladınız mı, Sayın Cumhurbaşkanı bir konuda görüşünü söyledi diye fırça yer hale düşürüldü.

Kimse kimseyi fırçalayamaz! Buna kimsenin hakkı yok!

Ben yıllar önce bir şiir okudu diye ceza almasına karşı çıkan ve o gün medya gücümü haksızlığa karşı kullanan biri olarak rahat yazıyorum, bu gün de kalemim haksızlığa karşıdır!

Mazlumla zalim arasında harfin yer değiştirmesi kadar fark olmamalı! Mazlum zalime dönüşmemeli!

 

* * *

İzmir’de Ege Sanayici ve İşadamları Derneği(ESİAD) Başkanı Bülent Akgerman, Ege Genç İşadamları Derneği(EGİAD) Başkanı Seda Kaya ve Ege-Koop Genel Başkanı Hüseyin Aslan yaptıkları açıklamalarla gelecek adına umut oldular. Halkın mesajının iyi değerlendirilmesi gerektiği, gösterilerin kaygı birikiminin patlaması olduğu ve yaşananların herkese ders olması gerektiği vurgulandı.

İçimden “Yaşasın Burjuvazi!” dedim.

Fransa’nın 1789’da yaptığı burjuva demokratik devrimini yapamamış Türkiye nihayet “çapulcu” diye nitelenenlerin aslında özgürlük, demokrasi ve ekmek istediklerini, bunu istemenin de demokratik eylem olduğunu anladı.

Demokrat burjuva, milli burjuva işçi sınıfı ve bir bütün emekçi sınıflarla demokraside birleşebilir.

Faşizme, emperyalizme, uluslar arası tekellerin sömürüsüne karşı pekala birleşebilir.

Onur direnişi onurlu her sınıf ve insan içindir!

İzmir Burjuvazisini bu demokratik çıkışından dolayı kutluyorum.

* * *

Zaman orantısız zeka kullanımı zamanıdır!

Orantısız güç kullanımına karşı sağduyulu, yakıp yıkmadan, meşru temelde, barışçıl ve demokratik, yasal hak mücadelesi çeşitleri o kadar çok ki, bunlar henüz tükenmedi, yenileri yaratılabilir.

90’ların gençliğini siyasi partiler ve sol da iyi anlamalıdır. 90’ların gençliğine saygı duyulmalıdır. O gençliğe bir şey öğretilmeye kalkışmak yerine onun zekasına güvenmelidir.

* * *

Mesajı anlamayana, ders almayana, eli sopalı sivilleri devreye sokanlara, Cumhurbaşkanını anlamayana zeka ile cevap verilebilir.

Onur direnişi en saygın direniştir. Yeni anayasamızın başlangıç maddesi yazılıyor sokakta, meydanlarda, Taksim Gezi Parkı’nda!