6,6- 6,7-6,8-6,9-7

Yayın Tarihi 06 Kasım 2020

6,6- 6,7-6,8-6,9-7

Tarih 30 Ekim, mutfakta bir şeyler hazırlıyorum. Sarsıntı başlıyor. Doğma büyüme İzmirliyim. Çocukluğumdan beri depreme alışkınım. Hatta annemle babam akşam gezmesine gittiğinde, ablamla evde yalnızken olmuştu bir tanesi. Korktuğumu gören ablam yanına yatağa çağırmıştı. Hiçbir şey yokmuş gibi sarılıp uyumaya devam etmiştik. En fazla dolap kapakları açılıp kapanmış, bir şeyler yerlere düşmüştü. Daha sonra hatırladıklarım bundan fazlası değil. Bu da öyle olacak düşüncesiyle umursamıyorum. Garip bir gürültü ve şiddetli sarsıntı artmaya başlıyor. Kapıya koşturuyorum. Bizim evde bir şey yok. Eşimi arıyorum, oldukça endişeli etrafında binaların yıkıldığını söylüyor. Derin bir sessizlik… Şu anda yazarken bir deprem daha oldu. Bitiyor…

Saatte bir kere oluyor zaten. Serseme döndük. Bayraklı berbat durumda. Enkaz altından çıkan canlara sevinebiliyoruz sadece. Evimde battaniye, yorgan, kışlık ne varsa yüklendim bölgeye gittim ama ikinci el eşya kabul edilmiyor. Panikten unutmuşum Kovid var ya! Ama belediyeler, yardım kuruluşları, gençler herkes yardıma koşmuş. Yapılacak pek bir şey kalmamış dua etmek ve mucize beklemekten başka… Deprem öldürmez diyor televizyondaki Prof. Dr. Ahmet Ercan. Demek istiyor ki sorun deprem değil. Zihniyet! Yirminci yüzyılda ne yaşıyorsak yirmi birinci yüzyılda aynı acıları yaşıyoruz. Çözüme odaklı değiliz çünkü… Televizyonum devamlı açık. Deprem demeçleri veriliyor, suçlular aranıyor, sabahlara kadar süren tartışmalar… Dikkat ediyorum enkaz bölgesinden başka görüntü verilmiyor ekranlarda… Mesela İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin gelen yardımları organize etme başarısı, belediye başkanının canla başla bölgede moral aşılaması, sadece yıkılan binaların değil, binaları hasar gören vatandaşların; konaklama, tuvalet, yeme, içme ihtiyaçlarının karşılanması… Anlatılmaz yaşanır… Deprem şokunu atlattıktan sonra, bölgeye gittim. Nerdeyse tüm ihtiyaçlar karşılanmış! İnanılmaz bir özveri ile çalışıyor İzmir Büyükşehir Belediyesi…

Bir tek İzmir değil; Ankara’dan Mansur Yavaş 12000 ekmek üretme kapasitesine sahip mobil ekmek fırını, 5 personeli, 7000 yemek kapasiteli mobil yemek hanesini ile birlikte yolluyor ve daha ne ihtiyaç varsa, Tunç Soyer’le irtibatta olduğunu söylüyor. Kedilerin, köpeklerin bile mama standını kurmuşlar! Toplanma alanlarına tuvaletler yerleştiriliyor. Çaylar, çorbalar. Aklınıza ne gelirse! Eskişehir Belediye Başkanı Yıkmaz Büyükerşen, ihtiyaç üzerine tırlarla Kalabak suyu yolluyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi şarj istasyonları, jeneratör, yemek hizmeti sağlıyor. Bornova ve Bayraklı belediye başkanları zaten gece gündüz uyumuyor. Eskişehir, Ankara, Manisa, Balıkesir, Soma daha birçok yerden yardım yağıyor depremzedelere… Maddi imkanı olmayan beden gücü ile katılıyor desteğe… Soma madencileri gibi… Çocuklar başka bir alem! Oyuncaklarını yolluyorlar kardeşlerine, hem de moral mektuplarıyla birlikte… Ev hanımları depremzedelere; kek, pasta, yiyecek bir şey yapıp yolluyorlar. Siyasi, dini, ırkı, inancı önemli değil. İnsan olmak yetiyor “bir” olmak için İzmir’de… İzmir’de değilseniz durumu televizyon kanallarından takip ediyorsanız, bütün bunlar hakkında bilginiz yoktur muhtemelen. Öyle ya kanallarda gündemler yoğun ve pek bahsedilmiyor belediyelerin çabalarından! Birkaç çıkarcı densiz çıkmıyor değil. Ama eriyor onlar da yardım selinin içinde… Tüm bunlar içimize su serpiyor. Ama acılar şu ara İzmir’de dinmiyor. Depremde hayatını kaybedenlere rahmet ve ailelerine sabır diliyorum…Dualarımız sizinle. İzmir, bu depremde acılarla yıkıldı, ama insanlık dimdik ayakta kaldı…