3.Dünya Savaşı alametleri mi?

Yayın Tarihi 18 Nisan 2018

3.Dünya Savaşı alametleri mi?

Uluslararası sistemin güvenlik açıklarının arttığı günümüzde birçok görüş; ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmeleri baz alarak Üçüncü Dünya Savaşı’nın adım adım yaklaştığını iddia ediyor.
1929 yılında Büyük Buhran’ın yarattığı ekonomik krizin, İkinci Dünya Savaşı’nı tetiklediğini savunanlar, günümüzde de 2008 yılında yaşanan Küresel Finansal Kriz’in Üçüncü Dünya Savaşı alameti olduğunu savunuyor.
Yeni bir paradigma değişikliği olmadığı sürece küresel güçler ve bölgesel güçler tarafından desteklenen mahalli ve muhalif güçlerin çatışmasının, Üçüncü Dünya Savaşı yerine yeni gelen savaş modeli olduğunu savunanlar da yok değil.
Üçüncü Dünya Savaşı’nın başlayabilme nedenini siyasal konjonktüre bağlayanlar Ortadoğu’da şimdiye kadar ISID, EL-NUSRA, ÖSO, PYD gibi taşeron örgütlerle yürüyen savaşın, ülkeler bazında safların netleşmeye başlamasıyla yeni bir boyut kazanacağını düşünüyor.
Bu teze bakıldığında bir tarafta Rusya’nın liderlik ettiği, İran, Irak, Suriye ve Hizbullah’ın oluşturduğu bir blok var. Aktif olmasa da bu bloğa Çin’i de dahil etmek mümkün. Diğer tarafta ABD’nin başını çektiği, İngiltere, Fransa, Suudi Arabistan, Katar, Ürdün ve İsrail’den oluşan koalisyon var. Körfez ülkeleri de bu ittifaka İran korkusu nedeniyle destek veriyor.
Bu arada Çin’in Irak’ta petrol işletiyor olması,bu petrolü İŞID ve ABD’ye kaptırmak istememesi, Irak’ın Rusya’ya IŞİD’ı bombalaması için Bağdat’ın batısında bir hava alanını tahsis etmesi, Rusya’nın Ortadoğu’daki son kalesi Suriye’yi kaybetmek istemediğinden yaşanan iç savaşta rejim güçleriyle birlikte savaşması, Esad kalsa da gitse de Rusya ve Çin’in bölgeden kolay kolay çekilmeyeceğini gösteriyor.
Bu arada Trump’ın attığı tweetler ne kadar gerçekçi derken, ABD’nin istemediği Esad için Fransa ve İngiltere ile birlikte düzenlediği hava operasyonu işin rengini değiştirdi.
Bu durum gösteriyor ki ABD, bölgeyi yeniden dizayn etme, ülkeleri parçalayıp, yeni ülkeler kurma, sınırlar çizme oyununda kararlı.
Diğer ülkeler ise, bölgedeki büyük bloklaşmada saf tutma, tarafsız kalma veya kalmama, görünen krizde tavır belirleme derdinde.
Bu 3. Dünya Savaş’ı alameti mi?
Bunu kestirmek güç.
Peki Türkiye olası bir Dünya Savaşı’nda ne yapmalı?
Cevap çok basit. 
Birinci Dünya Savaşı’na Alman cephesinde girmemizle birlikte Osmanlı’nın nasıl parçalandığını, yok olduğunu ve ülkemizin nasıl işgal edildiğini unutmamalı, İkinci Dünya Savaşı’nda İnönü’nün, Birinci Dünya Savaşı’ndan aldığı ders ve Atatürk’ün kesin tarafsızlık vasiyeti ile savaşa girmeyerek ülke bütünlüğünü ve Anadolu’yu nasıl koruduğunu iyi okumalıdır.
Karar merciilerinin bu durumu iyi tahlil etmesi elzem bir gerçekliktir.