23 Nisan ve 1 Mayıs ilişkisi

Yayın Tarihi 22 Nisan 2014

Günler değil, günlere yüklenen anlamlar önemli. 23 Nisan’a yüklenen anlam nedir? Resmi adıyla Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Anlamı tam manasıyla veriyor.

1 Mayıs’a yüklenen anlam nedir? İşçinin, emekçinin, emeğin bayramı.

Bayramları kanunlaştırsan ne olur kanunlaştırmasan ne olur. Eğer o bayram halk tarafından kutlanıyorsa zaten gönüllere yer etmiştir. Ama kanunlar da millet adına çıkarılıyorsa tabii ki de milletin bayramları kanunlaşmalıdır.

23 Nisan’ın resmi bayram olması gibi 1 Mayıs İşçi Bayramı’nın da kanunla kabul edilmesi doğru ve anlamlıdır.

Uzun yıllar 1 Mayıs bahar bayramı olarak kabul edildi ve dolaylı yola sapıldı. 2009 yılında resmen İşçi, Emekçi Bayramı olarak tescillendi.

Gazetede bir fotoğraf gördüm. O yıl 1 Mayıs hem resmileşsin hem de Taksim’de kutlansın diye iktidar partisinin bir afişi idi. Tabii o yıldan sonra referandum hazırlığı vardı. Referandum bir kandırmaca mıydı, yoksa içindeki herkesin kabul edebileceği maddeler oy birliği ile meclisten geçse ve tartışmalı maddeler referanduma sunulsa mıydı, bir dahaki referandumlar için ders almak açısından düşünülmeli.

Misak-ı Milli çoğunluğun eksik ve yanlış bilgisiyle ilk TBMM’de kabul edilmedi. Son Osmanlı Meclis-i Mebusan’da kabul edildi.

Anadolu’da ulusa dayanan bir devlet kurulacaktı. Ulusal egemenlik kurulacaktı. Ulusal egemenliğin ilk ve canı pahasına savunucuları işçilerdi. 1 Mayıs 23 Nisan’dan evvel vardı ve Osmanlı topraklarında kutlanıyordu.

Türkiye sosyalist önderlerinden Hikmet Kıvılcımlı “Sosyalistler neden Cumhuriyeti savunurlar” makalesinde bağımsızlık, cumhuriyet ve özgürlük ilişkisini anlatır ve işçilerin, emekçilerin, sosyalistlerin Cumhuriyete desteğini açıklar.

Ulusal bağımsızlığın ve Cumhuriyetin kurucu iradesinde emekçilerin bu kadar büyük payı varken ve bugünü biz onlara borçlu iken kendi vatanlarında istedikleri yerde 1 Mayıs’ı kutlayamamaları, kutlamalarının önüne engeller çıkarılması nasıl açıklanır?

Mustafa Kemal Atatürk Türk köylüsünün Kurtuluş Savaşı’ndaki mücadelesinin hakkını vermek üzere “milletin efendisi köylüdür” sözünün içeriği işçileri de barındırır. İşçi-köylü birdir. Hala daha köyden, köylülükten, kırsaldan bağını koparamamış kentli, işçi, köylü sınıfsal olarak tam ayrışamamıştır. Bu bazen bizim tam kapitalistleşememizin sonucu gibi görünse de bazen de tarihin akışında geç kalmışlığın vahşi kapitalizme direncin bir göstergesi gibi gelir.

İşçilerin, emekçilerin, ulusalcıların, bağımsızlıkçıların, egemenlikçilerin, çağdaşların, demokratların, cinsiyetin her renginin, anti-kapilatistin her renginin, çevrecilerin, gençlerin, çocukların, kadınların, kızların, emeklilerin, hakimlerin, savcıların, avukatların, polislerin, askerlerin, denizcilerin, karacıların, kamyon şoförlerinin, taksi şoförlerinin, balıkçıların, bahçıvanların, kapıcıların, ayakkabı boyacılarının, simitçilerin, her siyasi partiden, her dinden, her milliyetten, her azınlıktan herkesin, öğretmenin, öğrencinin, hayvan hakları savunucusunun, sinema sanatçılarının, şarkıcıların, orkestra elemanlarının, makinistin, mübaşirin, kalem memurunun, madencinin, mühendisin, teknisyenin, doktorun, hasta bakıcısının, hemşirenin, traktör sürücüsünün, kahvede okey oynayanın, maça gidenin, takım tutanın, voleybolcunun, futbolcunun, güreşçinin, amputenin, veteranın, kayakçının, evinde televizyon izleyenin, gazetecinin, yazarın, senin, benim, hepimizin, ayrımsız herkesin ulusal egemenlik bayramını ve iç içe olan, birbirini doğuran, besleyen emek bayramını kutlama hakkı vardır ve bu onların analarının ak sütü kadar helalidir.

23 Nisan ve 1 Mayıs ilişkisi de budur!