1 Mayıs, BMC, İzelman işçileri ve taşeronculuk…

Yayın Tarihi 30 Nisan 2013

Bu 1 Mayıs İzmir’de çok daha somut kutlanıyor. ¶Ana slogan “Taşeronlaşmaya, taşeronculuğa hayır!” Evet, 1 Mayıs işçilerin, emekçilerin, barış, demokrasi, emek, dayanışma ve mücadele günü, bayramı.

Bu her bir başlık da somut. Barış da somut, demokrasi de somut, emek de, dayanışma da. Ama güncel olan taşeronlaştırma, işsizleştirme.

Ama güncelin günceli olan BMC ve İzelman işçileri.

 

* * *

1 Mayıs geçen yıl kanunla emek bayramı oldu. Kanun yokken de işçiler emek bayramı olarak kutluyorlardı zaten. Çok daha önceleri emek bayramı dememek için Bahar Bayramı denir öyle kutlanırdı. Hatta Bahar Bayramı resmi tatildi.

 

* * *

1 Mayıs emek bayramı olarak kanunlaştı da ne oldu? Emeğin her türlü sorunu çözüldü mü?

Keşke kanunlarla bir günde her şey sihirli değnek değmişçesine toz pembe olabilseydi!

Yok böyle bir şey!

Böyle bir şey yok!

Demek ki her şey işçilerin emekleriyle, mücadeleleriyle olacak. Üreten –yöneten çelişkisi kalkana kadar.

Toplumsal üretim var toplumsal paylaşım ve yönetim yok. Yok öyle yağma!

 

* * *

 

BMC işçileri günlerdir Konak Meydanı’nda fabrikalarını üretimi durdurmaması, üretim yapması, kapanmaması, çalışması için imza topluyorlar.

İşçiler bu İşçi Bayramına gizli işsiz, işi var ama çalışması elinden alınmış, işi var ama yok halde giriyorlar.

Dilenci toplum yaratılma politikalarına karşı çıkıyorlar ve emeğin yüce bir değer olduğunu belirtip üretmek istiyorlar.

Bundan daha insani, daha haklı, daha vicdani bir talep olabilir mi?

Elbette ekonominin kendi kuralları var. Kapitalizmin kendi kuralları var. O kurallar kar üzerine kurulmuş.

Tamam kural var. Anladık.

Ama işçinin de, emekçinin de, üretenin de kuralları var!

İşçi çocuğunun da kuralları var, işçi ailesinin de kuralları var, işçinin tenceresinin de, mutfağının da kuralları var.

İki kural karşı karşıya. Bugün işçiler kurallarını söyleyecek. Bugün işçiler kurallarını haykıracak. Bugün işçiler nihai kuralları bir gün gerçekleşsin diye güncel kurallarını dikte edecek, bugüne kadar kendi kuralını dikte eden tencere tanımaza.

 

* * *

Patron iş yapsa, iş verse işçi çalıştırsa işçiyi sömürecek. Bu kesin. Bilimsel ispatı yapılalı, artı değer bilimcileri kanıtlayalı asrı geçti.

Ama gel gör ki, patron iş yerini kapatıyor. Çalıştırmıyor. Yüzlerce emekçiyi çalışamaz hale getiriyor. Daha fazlasını isteme. Var olan işine razı ol, diyor. İşçileri, işçi sendikalarını var olanı koruma derdine düşürüyor.

 

* * *

 

650 İzelman işçisi taşeron tehdidi ile karşı karşıya. Ankara Bölge İdare Mahkemesi şimdilik yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Peki, sonra ne olacak?

Aslında İzelman da İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bir şirketi. Hizmet alım şirketi. İBB hizmet alımını dışarıya vermeyi değil de kendi bünyesinde yapmayı tercih ediyor.

Ama İBB başkanının ağzı sütten yandı. İhale yapsa bir türlü, yapmasa bir türlü. İhale yapsa niye yaptın diyorlar, yapmasa niye yapmadın diyorlar. Her türlü kıskaç altına alınmaya çalışılıyor.

Aslında hayat ne çelişkili değil mi?

Hukuken İBB de, İzelman da, işçiler yönünden patron.

İzelman asıl patronun taşeronu. Alt işvereni.

Belediye hizmetlerinin yürütülmesinde çalışanların ödeneğinin bütçenin belli oranını geçmemesi kuralı dışarıdan hizmet alımını zorunlu kılıyor.

Gel de çık işin içinden.

İşçiler, sendikalar bugün işin içinden çıkacaklar!

İşin içinden çıkış yolunu gösterecekler.

İşin içinden çıkmanın yolu; işe sahip olmaktan geçeceğini söyleyecekler.

İşin içinden çıkmanın yolunun işçiler adına başkalarının değil, işçilerin karar vermesinden geçeceğini söyleyecekler.

Söz söyleyecekler. Yetki ve karar almaya yola çıkacaklar. Üreten bizi yöneten de biz olacağız diyecekler.

 

* * *

İşçilerin, emekçilerin, üreten herkesin, dünyayı güzelleştiren herkesin, çocuk işçinin, kadın işçinin, engelli işçinin, BMC ve İzelman işçisinin emek ve dayanışma bayramını kutluyorum!