Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün

Kani Beko: Doğa katliamlarını durdurmalıyız!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Kani Beko, Ahmet Özsoy’un sunduğu Gündem Özel programının konuğu oldu. İzmir ve çevre ilçelerinde olan biten olaylara değinen Beko, bu olaylarla ilgili TBMM’ye sunduğu soru önergeleri hakkında açıklamalarda bulundu

Kani Beko: Doğa katliamlarını durdurmalıyız!

CHP İzmir Milletvekili Kani Beko, Ahmet Özsoy’un sunduğu Gündem Özel programının konuğu oldu. İzmir ve çevre ilçelerinde olan biten olaylara değinen Beko, bu olaylarla ilgili TBMM’ye sunduğu soru önergeleri hakkında açıklamalarda bulundu. Seferihisar’daki orkinos çiftlikleri sorunundan Gaziemir’deki kimyasal atıklara, Bergama’daki altın madeninden Kaz Dağları’ndaki ‘su ve vicdan’ nöbetine kadar birçok konuyu ele alan CHP İzmir Milletvekili Kani Beko, “Doğa katliamlarını durdurmamız gerek” dedi.
“GAZİEMİR’DEKİ ATIKLAR ORTADAN KALDIRILMALI”
Gaziemir Kurşun Fabrikası’nda ortaya çıkan kimyasal atıklarla ilgili soru önergesi sunan Beko, “Gaziemir’de 12 yıldan bu yana çok farklı bir yaşam devam ediyor. 12 yıl önce dışarıdan Gaziemir’e gelen ve nereden geldiği belli olmayan bu kimyasal artıklar 70 dönümlük bir akü fabrikasının arazisine bırakılmış, fakat o günden bugüne demokratik kitle örgütleri, meslek odaları, geçtiğimiz günlerde de Gaziemir Belediye Başkanımız bu konuda isyan etti ve bende ilgisiz kalamadım. Bu bölgede yaşıyorum ve Gaziemir güzel bir bölgemiz. Bu konuyla ilgili soru önergesi verdim. Çok ilginç şeyler ortaya çıktı. Bu 70 dönümlük fabrika alanında Europium maddesi tespit edildi ve doğal radyasyonun 219 katı radyasyon tespit edildiği belirtildi. Ancak konunun tespitinden bugüne hiçbir şey yapılmamış. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) raporuna göre en az 12 yıldır bulunan nükleer atıklara ilişkin en son ne zaman ölçüm yapıldığı eğer yapıldıysa belirlenen ölçüm sonuçlarının insan sağlığına zarar verecek özellikte olup olmadığı, toprağa gömülen bu nükleer atıkların temizlenmesi için hangi adımlar atıldığı ve ülkemize girişi yasak olan ve nereden geldiği belli olmayan bu maddelerin ki biz nereden geldiğini biliyoruz ama yetkililer bir açıklama yapmıyor. Bu açıklama yapılmadığı için de Gaziemirliler huzur bulamıyor. Bununla ilgili 2 Ağustos 2019’da soru önergesi sundum. Rusya’da da benzeri bir hadise yaşandı ve dönemin ucuz kahramanı olan ticaret bakanı çıktı ve bizim çayımızda bir şey yok, Çernobil bizi etkilemez demişti. Ama olayın iç yüzü öyle değildi ve Rusya’da binlerce çocuk kansere yakalanmaya başladı. Gaziemir’de kanser mi olması lazım bir şey yapılması için? TAEK Raporu’nu bile ciddiye almıyorsunuz. İzmir Valisi’nin bu işe el koyarak derhal müdahale etmesi gerekir. Bu sadece Gaziemir’in sorunu değil. Gaziemir’de bir de havaalanımız var ve dünyanın birçok yerinden insanlar geliyor. Sonuç itibariyle Gaziemir’deki bu atıklar bir an önce ortadan kaldırmak gerekiyor” dedi.


“RÜZGAR GÜLLERİ KÖYLÜLERİ MAĞDUR EDİYOR”
Karaburun tepelerine kurulan rüzgar gülleri nedeniyle köylülerin mağdur olduğunu dile getiren Beko, “Karaburun’da Yaylacık köyü var ve bu köy heyelan köyü olarak 50 yıl önce ilan edilmiş. 50 yıl sonra Yaylacık Köyü’nde heyelan var diyerek köyün boşaltılmasını istemişler. Bunu da isteyen rüzgar güllerini Yarımada’ya kurmak isteyen şirketler. Ben vekil olduktan sonra çevre platformu beni aradı ve bazı yerleri birlikte dolaşabilir miyiz dediler. Çeşme’ye yakın olan Germiyan Dağları’na çıktık. Büyük bir göl var gölün hemen karşısında taş ocakları var. Bir tarafta da 2B uygulaması var. İstanbul’dan, Ankara’dan, İzmir’den para babaları o bölgeleri almışlar, tel örgülerle çevirmişler. Küçükbaş ve büyükbaş hayvanları otlatabilecek bir alan bile kalmamış. Böyle bir güzel gölün etrafını ağaçlandırmak ve piknik alanı yaparak gölün tadını çıkaracaklarına bu hale getirmişler. Son dönemde Karaburun tepelerine rüzgar gülleri koymuşlar. Bu güller köylere yakın olduğu için hayvanların sütü kesilmiş. Karaburun’da keçi sütü ve keçi peyniri çok önemli ve kaliteli. Karaburun Belediyesi’nin kurmuş olduğu bir mandıraları var. Ama rüzgar gülleri köylere çok yakın kurulduğu için ağıllardaki keçiler bile etkilenmiş. Dolayısıyla köylüler geceleri bu rüzgar güllerinin sesinden uyuyamıyor. Hayvanlarınızı 2B uygulamalarından dolayı otlatamıyorsunuz, siz sesten dolayı uyuyamıyorsunuz, keçilerin sütü kesilmiş. Bu nedenle köylüler köylerini terk etmek zorunda kalıyor. 2002 yılında pamuğa, tütüne, pancara kota geldiğinde 3 buçuk milyon köylü köylerini terk etti ve şehirlere geldi” diye konuştu.


“YARIMADA’YI KORUMAK BİZİM GÖREVİMİZ”
Seferihisar ve Urla’da kurulan orkinos çiftliklerinin kaldırılması kararına rağmen uygulanmadığını söyleyen Beko, “Urla’nın en güzel koylarında Seferihisar’ın Sığacık gibi koylarında orkinos çiftlikleri var. İnsanlar Urla’ya, Çeşme’ye, Karaburun’a ve Mordoğan’a neden giderler? Buralarda temiz bir hava var. Yarımada’ya geldiğinizde Kaz Dağları’ndan gelen temiz bir oksijen var. Bana göre dünyanın en güzel cennet köşelerinden biri. Ama Yarımada’nın etrafında taş ocakları var, orkinos çiftlikleri var, tepelerde taş ocakları ve rüzgar gülleri var. Ben Urla’da kurulan Orkinos Çiftlikleri hakkında da soru önergesinde bulundum. Açılan davalar var ve bu davalar çevreci vatandaşlar tarafından kazanılarak bu bölgede su ürünleri yetiştiriciliği yapılamayacağı söyleniyor ama bu karar uygulanmıyor. Orkinos semirtme çiftliklerinin faaliyete devam etmesi halinde bu bölgedeki otellerin ve turizmin etkileneceği bilindiği halde yine de devam ediliyor. Yarımada bacasız bir fabrika ve burayı koruyup kollamak bakanlarında, bizim de görevimiz. Bu bölgelerde açılan davalarla bu bölgede orkinos çiftlikleri ve taş ocaklarının açılmasına izin verilmezken hala ısrarla yeni ÇED kararları verilmekte ısrar ediliyor” açıklamalarında bulundu. 


“KOZAK’TAKİ KATLİAMI DURDURMALIYIZ”
Bergama’da siyanürle çıkarılan altın madeninin hem Bergama’ya hem de İzmir’e çok büyük zararı olduğunu söyleyen Beko, “Eurogold firması, Bergama Ovacık’ta siyanürlü altın çıkarmak istemişti. Biz o dönemlerde sabahlara kadar koştuk. Elime geçen bir kitapçıkta okuduğum bilgiye göre Kıbrıs’ta siyanürlü altın çıkarılmış ve aradan 40 yıl geçmesine rağmen siyanürlü altın çıkarılan yerlerde 40 yıl ot bile çıkmamış. Dünyanın en büyük rezervlerinden biri Güney Afrika’da ama bu bölgedeki altınlar çıktı diye Güney Afrika zengin mi oldu? 25 yıl evvel Bergama’da siyanürlü altın çıkarabilmek için on binlerce zeytin ve çam ağacını kestiler. Bu siyanür havuzları oluşturdular. Biz o zaman yağmurlar başladığında yeraltı kaynaklarının zehirleneceğini söylemiştik. Dolayısıyla Bergama ve İzmir’e çok büyük zararı olacağını söyledik. Bu kadar altın Ovacık Köyü’nden çıkarıldı ama Bergama ve İzmir süper şehir mi oldu, zengin mi oldu? Oradaki zeytin ve çam ağaçları kesildi. Olan Bergama ve İzmir’e oldu. Şimdi de Kozak Yaylası’na geçtiler. Bu bölge Türkiye’nin en fazla fıstık çamı üreten bölgesi. Fıstığın başkenti dedikleri yer Kozak Yaylası ama burada da siyanürlü altın çıkarma çalışmaları olduğunu duyduk. Bu doğa katliamını durdurmamız gerekiyor” ifadelerinde bulundu.


“Türkiye'nin oksijen deposu yok olacak”
Çanakkale Kaz Dağları’nda yaşanan katliama değinen Beko, “Kanada’dan gelen şirket talihsiz bir açıklama yaparak 15 yıl orada kalacaklarını söylediler. Bugüne kadar 200 bine yakın Kaz Dağları’nda ağaç kesmişler. Eğer 15 yıl orada kalacaklarsa burada bir tane ağaç kalmaz. Türkiye’nin oksijen deposu yok olacak. Ayrıca orada uranyum var. Kesilen ağaçlar 50 yıllık ağaçlar. Siyanürle altın çıkarılan yerleri görsünler. Eurogold firması Amerika firması ama ABD’de siyanürle altın aramak yasak. Kanada’da ağaç kesmek yasak. Kendi ülkende ağaç kesemiyorsun ama bizim ülkemizde 200 bine yakın ağaç kesiliyor. Türkiye’nin birçok cennet bölgelerinde siyanür kullanarak o bölgeleri katlediyorlar. Bu işin bir an önce durdurulması gerekiyor. Bu firmanın bir an önce bu ülkeyi terk etmeleri gerekiyor. Orada su havzaları var. Oradaki kaynaklar da Çanakkale, Balıkesir’e yetecek kadar su havzaları var.  Geleceğimizi kendi elimizde yok ediyoruz. Burada çıkarılan altının yüzde 2’sini bize verecekler kalanını alıp gidecekler. Kaz Dağları’ndaki ağaçlar buraların havalarını bile etkiliyor. Burada yaşayan hayvanlar var. Köylüler yaşamlarını sürdürüyor. Kaz Dağları bacasız bir fabrika. Su ve vicdan nöbeti tutan arkadaşlarımızı kutluyorum. Bizimde onların yanında yer almamız gerekir diye düşünüyorum” dedi.

Next page

Gazete Yenigün