Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün

İzmirli öğrencinin Cannes başarısı

Seçkin bale kurumlarından olan Orlando Bale'nin sanatsal yönetmeni Robert Hill'i konu alan "Sur Les Pointes" Cannes Film Festivali’nde gösterildi. İzmirli öğrenci Nehir Onay belgesel filmi ve hedeflerini anlattı

İzmirli öğrencinin Cannes başarısı

ABD'deki İzmirli öğrenci Nehir Onay’ın belgesel filmi Cannes Film Festivali'nde gösterildi. New York'ta master eğitimi alan Onay’ın yapımcılığını ve yönetmenliğini yaptığı belgesel profesyonel bir bale kurumu ve oradaki bir koreografiyi konu alıyor. “Sur Les Pointes” daha önce de New York'ta düzenlenen bir film festivalinde ikinci en iyi belgesel film ödülünü almıştı. Onay’a New York öyküsünü soruyorum öncelikle...

 

FİLM SANATI EĞİTİMİ GÖRÜYOR

“Full Sail Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra sektörün en canlı olduğu bölgelerden biri olan New York'a taşınmaya karar verdim. Taşındıktan sonra yoğun bir iş arayışı içerisine girdim. Hedefim büyük şirketlerin projelerinde yer almak ve en zeminden başlayıp bu işi yıllardır yapanlardan öğrenip adım adım yükselmek oldu. New York'a yeni taşınmıştım ve kimseyi tanımıyordum. İnternetten işlere başvurmaya başladım ama süreç çok uzun zaman alıyordu. Bana verilen çalışma izni süresi ise sadece bir yıldı. Korona öncesi New York'ta sokağa çıktığınızda her yerde çeşitli diziler ve filmler çekiliyor olurdu. Ben de bir gün Central Park'ta yürürken bir dizi setine denk geldim. Hızlıca iş aradığımı, film eğitimi aldığımı, bu konuda ciddi olduğumu anlattım ve iletişim bilgilerimi bıraktım. Bu şekilde ilk işimi aldım. New York'ta saygılı, istikrarlı ve disiplinli bir çalışma ahlakınız olduğu takdirde sizi geri çağıracaklardır. Bu şekilde Koronavirus vurana kadar çeşitli filmlerde ve dizilerde çalıştım. Pandemi sonrası bütün iş yerleri teker teker kapandı. Ben de bu süreçte kendimi geliştirmeye, kariyerimde ilerlemeye ve eğitimimin üzerine eklemeye karar verdim. Ve Amerika'nın en eski ve köklü okullarından biri olan City College of New York'ta film sanatı üzerine yükseköğretim programına başvurdum ve kabülümü aldım. Şimdi çok yoğun bir şekilde derslerim ve gelecek projeler üzerine çalışıyorum.”

 

FİLM KULÜBÜ GELECEĞİNİ BELİRLEDİ

Mezuniyet sonrası New York'a taşındı. 'TAKEV (Türk Alman Kültür ve Eğitim Vakfı) Okulları'ndaki yılları nasıl geçti?

“TAKEV'de geçirdiğim lise yıllarım gerçekten harikaydı. Halen görüştüğüm, ömür boyu sürecek arkadaşlıklarım oldu. En sevdiğim dersler arasında edebiyat, dil ve coğrafya, tarih, felsefe, psikoloji gibi sosyal bilimlere yönelik dersler vardı. Bu bölümlere olan ilgim de halen sürüyor. Lise dönemimin ortalarına kadar ben de film dalıyla uğraşacağımı düşünmüyordum. Sayısal bölümlere odaklanmış durumdaydım. Ama fotoğraf sanatıyla tanışıp filmler izlemeye başladıktan sonra üzerine düşünmeye başladım. Okulda “Kısa Film Kulübü”ne girdim. Film sanatıyla vakit geçirdikçe kendimi başka bir dalla uğraşırken düşünemez oldum ve buna yönelik olarak hazırlanmaya başladım. TAKEV gerek sayısal gerek sözel olsun, siz elinizden gelenin en iyisini yaptığınız sürece sizi en iyi şekilde hazırlayacak, iyi yerlere taşıyabilecek kapasitede bir okul. Bu yüzden okuluma ve öğretmenlerime de teşekkür etmeden geçmek istemem.”

 

HEDEFLERİNİZİ ARAŞTIRARAK BELİRLEYİN

TAKEV'de eğitim gördün... Neden Almanya değil de Amerika?”

“Üniversiteye başvuru sürecimde bütün ülkeleri değerlendirdim. Türkiye'yi de değerlendirdim. Mimar Sinan'ı kazanıp kaydımı yaptırdıktan sonra kesin olarak yurt dışında okuma kararımı verdim. Yurt dışında okumak isteyen, özellikle de sanat alanlarına yoğunlaşmak isteyen herkese, isteklerini ve hedeflerini belirledikten sonra gidecekleri ülkeleri, okulları ve programları belirlemelerini 

tavsiye ediyorum. Araştırma yapmak, aynı süreçlerden geçmiş kişilerden bilgi almak çok önemli.. Ben de böyle bir süreçten geçtikten sonra, kendi alanım ve hedeflerim doğrultusunda Amerika'da ingilizce eğitim almanın daha yararlı olacağı konusunda karar kıldım. Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde çok eski ve değerli sinema okulları mevcut. Ama Amerikan sinemasının daha evrensel ve endüstrüsinin daha geniş ve canlı olduğunu düşünüyorum.”

 

"ÜLKEMİ TEMSİL ETMEK GURUR VERİCİ"

Gelelim Cannes duygularına... Neler hissettin?

“Cannes özellikle film sanatında merkez haline gelmiş şehirlerden birisi. Bu şehirde düzenlenen Cannes Kısa Film Festivali'nin bir parçası olmak bana onur veriyor ve gelecek çalışmalarım için motive ediyor. Tabii ki bir sanatçı için ortaya koyduğu proje ve eserlerin ilgi görmesi, bunlarla ülkesini temsil edebiliyor olması çok önemli ve gururlandırıcı. Geçmişte birçok değerli filmcimiz uzun metraj filmleriyle burada uluslararası çapta başarı elde ettiler. Benim için de okulumdan mezun olur olmaz bağımsız kısa projeler üretmeye başlamış olmak, bunların çeşitli festivaller aracılığı ile Amerika ve diğer ülkelerde gösteriliyor olması büyük bir gelişme. Şu andaki önceliğim master eğitimimi tamamlamak, bu süreçte kısa metraj filmler yapmaya devam etmek ve gelecekte yapmak istediğim uzun metraj filmleri tasarlamak. Özellikle belgesel alanıyla ilgileniyorum. Ülkemin ve dünyanın her yerinden, her kültür ve dilden insanla tanışmak, bu kültür ve kişilerden hikayeleri gözler önüne sermek asıl hedefim.”

İzmir'e olan özlemini dile getiren Onay, “İzmir gözümde tütüyor. İzmir'i ve ailemi çok özlüyorum. En son yaklaşık iki yıl önce bir haftalığına gelebilmiştim. Virüs olaylarını atlattığımızda tekrardan ziyaret etmeyi çok istiyorum.”

 

GÜNDE EN AZ BİR FİLM İZLİYOR

Nehir Onay 1998 İzmir doğumlu. TAKEV’den mezun. Lise sonrası Amerika'nın Orlando kentinde bulunan Full Sail Üniversitesi'nde film eğitimi aldı. Üniversiteden daha mezun olmadan "Sur Les Pointes" adlı kısa belgeseli çekti.

Nehir Onay’ın New York'taki yaşamı oldukça keyifli. New York’ta yapılan aktiviteleri, gidilecek görülecek yerleri bitirmek pek mümkün değil. Virus sebebiyle kendisine daha çok zaman ayırabiliyor. Parklarda yürüyüşler yapıyor. Film üzerine okumalar yaparken okumalarından ilham verebilecek, film projelerine dönüştürebilecek materyaller bulmaya çalışıyor. Günde en az bir film izler. Eğer film gerçekten ilgisini çekerse bir daha izler. Ufkunu açan yönetmenler arasında Fransız Yeni Dalga yönetmenleri, David Lynch, Bernardo Bertolucci, Pedro Almodovar, Woody Allen, Andrei Tarkovski, Werner Herzog, Ron Fricke, Lars Von Trier, Alejandro Gonzalez Inarritu gibi isimler yer alıyor. Liste daha da uzayıp gider. Sinema uçsuz bucaksız bir alan. -Erkan SEVİNÇ

Next page

Gazete Yenigün