Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün

İhracat değil, vatandaşımız önemli

Ziraat Yüksek Mühendisi Ferdan Çiftçi, “İhracatın yapılması tabiki önemli ama biz kendi tüketicimize sağlıklı, güvenli ve uygun fiyatlı ürün sağlamadıktan sonra kendi insanımızı doyuramadıktan sonra dışarıya ihracat yapmışız, gelir elde etmişiz bunun önemi var mı? Yok. Kendi insanımıza uygun fiyatlı gıdayı ulaştırdıktan sonra ihracat yapmalıyız” dedi

İhracat değil, vatandaşımız önemli

Ziraat Yüksek Mühendisi Ferdan Çiftçi, yaz sezonunda tezgahlarda yerini alan meyve ve sebzelerin fiyatları hakkında bilgi verdi. İhracatın arttırılmasına yönelik hamlelerin iç piyasayı ve vatandaşı nasıl etkileyeceği hakkında açıklamalarda bulunan Çiftçi, önceliğin ihracat değil, kendi insanımıza sağlıklı, güvenli ve uygun fiyatlı gıdayı ulaştırmak olduğunu söyledi. Yaz sezonunda satılan meyve ve sebzelerin fiyatları hakkında değerlendirmede bulunan Çiftçi, “Yaz sezonunu meyve ve sebze açısından farklı dönemlerde, farklı şekillerde geçirdik. Dönemsel olarak inişler çıkışlar yaşadık. Fiyat olarak baktığımızda tüketici açısından çok da aşağı düşmediği bir dönem geçirdik. İçine girdiğimizde sıkıntılı sebzelerden olan domatesin üreticinin elinde kaldığını gördük. 40 kuruşlara kadar düşen bir fiyat gördük domateste. Tüketici açısından baktığımızda çeşidine göre 1 liradan başlayan ve 5 liralara kadar çıkan bir çeşitlilik vardı. Her zaman olan, üretici ve tüketici arasındaki farkı burada da gördük. Bu durum değişmiyor ve sistem böyle devam ettikçe değişmeyecektir. Temel gıdaların hepsinde bunu söyleyebiliriz. Şeftali, erik, kiraz gibi yaz meyvelerinin hepsinde üreticinin elinde kalanla tüketicinin eline geçen arasında farklar oluştu” dedi. Bu yaz iklim açısından sıkıntılı bir süreç geçirilmediğini ifade eden Çiftçi, “Yaz yağmurları olsaydı bazı yerlerde sıkıntılar yaşayabilirdik ama en azından bu açıdan bir sıkıntı olmadı. Fakat yaz sezonu için yağmurların olmaması ürünlerin sulama yoluyla beslenmesi su kaynaklarımızda düşüşler yaşanmasına neden oldu. Bu nedenle kış aylarında bizi sıkıntılar bekliyor. Eylül ayına gelmemize rağmen hala yağış görmedik. Yağışların başlaması lazım ama meteorolojik verilere baktığımızda yağış görünmüyor. Yağış rejiminin düzensizliği tarımsal açıdan fayda yerine zarar getirecek bir sonucu doğuracak gibi görünüyor” diye konuştu. 


“ÇİFTÇİNİN GİRDİ MALİYETLERİ YÜKSEK”
Bazı ürünlerde yaşanan büyük fiyat farklılıklarının çiftçinin girdi maliyetlerinden kaynaklandığını söyleyen Çiftçi, “Yazın meyve açısından üretici ve tüketici fiyatları arasında farklar oluşsa da çok fazla olmadığını gördük. Ama limon gibi bazı meyvelerde fiyat farklılıklarının çok fazla olduğunu da gördük. Fiyatlarda bir düzensizlik var ve bunu her zaman söylüyoruz, bir sistem getirilmediği sürece de bunu dile getirmeye devam edeceğiz. Çiftçinin girdi maliyetlerinde bir sıkıntı var. Ülkenin ekonomisinden kaynaklı olarak girdi maliyetlerinin artmasına bağlı olarak çiftçi bazı sıkıntılar yaşıyor. Girdi maliyetleri son 15 yılda yüzde 500’ler seviyelerinde bir artış yaşadı. Ürün fiyatları yüzde 200-300’ler seviyelerinde kaldı ve bu da üreticinin yoksullaştığı anlamına gelir. Aynı şekilde çiftçinin banka borçları ve kredileri üzerinde yaptığımız değerlendirme neticesinde de bunu görebiliyoruz. 2018 sonunda çiftçi borçları 100 milyar lirayı aştı ve takipteki borç da 4 milyarı geçti. Çiftçinin bir finansman sıkıntısı var ve bunların yapılması gerekiyor. Öncelikle çiftçinin girdi maliyetlerinin düşürülmesi gerekiyor. Çiftçiye doğru bilgi akışının sağlıklı olması, yani ziraat mühendisleri ile üreticinin buluşturulması gerekiyor. Ziraat mühendisi istihdamını vurgulamak gerekiyor. Hem kamuda hem de özel sektörde ziraat mühendisi istihdamının desteklemelerinin yapılması gerekiyor” açıklamalarında bulundu.


HALA DESTEKLERİN  AÇIKLANMASINI BEKLİYORUZ

2019 devlet tarım desteklerinin hala açıklanmadığını dile getiren Çiftçi, “2019 sezonu bitiyor ama biz hala desteklerin açıklanmasını bekliyoruz. Normalde şubat, mart aylarında destekler açıklanırdı ve biz bu zamana bile geç derdik. Çünkü üreticinin hangi ürünü ekeceğini bu desteklemelere göre planlaması gerekiyor. Bu şartlarda üreticinin planlama yapması mümkün değil. 2018 desteklerinin ödemesi ağustos ayında tamamlandı ve belki de hala tamamlanmayan kalemler var.  Ekonomimiz çok iyi gidiyor deniyor o zaman neden hala açıklanmıyor sorusunun sorulması gerekiyor. Üretici ekimini ve hasadını yapmış, ürününü kaça satacağını bilmiyor. Bu koşullarda çiftçinin girdi maliyetlerinin arttığı ve küresel iklim değişikliği nedeniyle iklim koşullarının da üreticiyi zorladığı bir dönemde tüketici olarak üreticinin, çiftçinin bize uygun fiyattan gıda üretmesini bekliyoruz. Pazar fiyatlarını konuşurken arada fiyat farklılıkları var ama bunun temel nedeni maliyetler. Çiftçinin maliyetleriyle karşılaştırdığımızda bu fiyatlar aslında yüksek değil. Temel sorun üreticinin girdi maliyetlerinin artması ve tüketicinin alım gücünün olmaması. Eğer siz 1 liraya ürettiğiniz bir malı 5 liraya satıyorsanız bu ürün pahalıdır. Ama siz bir liraya ürettiğiniz malı bir buçuk liraya satıyorsanız bu pahalı değildir. Üretici ise bir liraya ürettiği malı 90 kuruşa satıyor. Tüketicinin alım gücünün de olmaması sıkıntı yaratıyor. Gıda fiyatları, dünya geneline baktığımızda inişe geçerken Türkiye’de hala yükselmeye devam ediyor. Böyle bir ters ilişki yaşanıyor” ifadelerini kullandı.

“ÖNCE İNSANIMIZ SONRA İHRACAT”
İhracatın önemli olduğunu ve dövize ihtiyaç olduğunu dile getiren Çiftçi, “İhracatın yapılması tabiki önemli ama biz kendi tüketicimize sağlıklı, güvenli ve uygun fiyatlı ürün sağlamadıktan sonra kendi insanımızı doyuramadıktan sonra dışarıya ihracat yapmışız, gelir elde etmişiz bunun önemi var mı? Bence bunun önemi yok. Önce kendi insanımızı sağlıklı ve güvenli gıdaya uygun fiyatlardan ulaşmasını sağlayacağız sonra kalan ürünü ya da üretimimizi daha da artırarak artan ürünlerin ihracatını yapacağız.  Ama dışarıdan yüksek fiyatlı alıcı bulduğu zaman ne yazık ki bu durum iç piyasayı da etkiliyor. Para kazanma burada öncelikli olduğu için ve ihracatçı devreye giriyor ve ürünlerin büyük kısmı yurt dışına gönderilmeye çalışılıyor. İhracatçının bunun yapması çok doğal, burada önemli olan sistemin iyi kurgulanması. İç piyasaya yetecek üründen daha fazlası ve ihracat potansiyeli olan ürünlerin üretiminin arttırılması gerekiyor” dedi.

“EJDER MEYVESİ YERİ NE ALTERNATİFLERİMİZ VAR”
Ejder meyvesi ve muz gibi ürünlerin üretim alanlarının arttırılmasına yönelik konuşan Çiftçi, “Önemli olan soru bizim bu ürünleri neden arttıracağız. Ejder meyvesi dediğimiz şey son zamanlarda gündeme gelen ve Cumhurbaşkanımızın tüketmesiyle de popüler olan, aslında Güney Amerika meyvesidir. İçerisine baktığımızda C vitamini açısından zengin, potasyumu fazla ve antioksidan özelliği ön plana çıkan bir meyve. Bizim bu içeriği sağlayan başka meyvelerimiz yok mu? Var. Yeterki bunları dengeli tüketelim. Sadece Ejder meyvesi ya da muz meselesi değil. Muz güney bölgemizde üretilen bir meyve ve bırakın ihracatı yeterli üretimimiz bile yok. Biz zaten bu ürünü ithal ediyoruz. Bu meyveler artırılabilir. Ülkemizde 23 milyon hektar tarım alanı var ama biz bunun tamamını işleyemiyoruz. Bir ürünün alanını artırdığınız zaman, başka bir ürünün alanını azaltmak zorundasınız.  Bu alanların temel kısıtı sulama meselesi. Sulama yapılan 8 milyon hektara yakın bir alan olduğu söyleniyor ama, su götüremediğimiz alanları teknik olanaklar ölçüsünde su götürerek 12 milyon hektara kadar çıkarabileceğimiz bir planlama yapmamız mümkün. Sulama yatırımlarının yapılması gerekiyor ve sulama alanında basınçlı sulama sistemlerinin kullanımının arttırılması gerekiyor. Basınçlı sulama sistemlerinin de uzman ziraat mühendisleri tarafından yapılması gerekiyor. Eline çantasını alan çiftçiye gidiyor ve bu durumda zarar eden çiftçi oluyor. Bu nedenle çiftçinin zarar etmemesi için uzman kişilerden destek alınmalı” açıklamalarında bulundu. 

Next page

Gazete Yenigün