Haberler > Güncel

Yayın Tarihi: 10 Şubat 2021 - 10:55

Yerli enerjiyi ithal ekipman ile üretmenin anlamı yok

Elektrik üretiminde temiz enerji kaynaklarının payının artmasında 2005 yılından bugüne çok önemli işlev yüklenen Yenilenebilir Enerji Destekleme Mekanizması’nda (YEKDEM), 30 Haziran 2021 tarihi itibarıyla çok farklı bir dönem başlıyor.

 

Elektrik üretiminde temiz enerji kaynaklarının payının artmasında 2005 yılından bugüne çok önemli işlev yüklenen Yenilenebilir Enerji Destekleme Mekanizması'nda (YEKDEM), 30 Haziran 2021 tarihi itibarıyla çok farklı bir dönem başlıyor.

 

29 Ocak 2021 tarih ve 3453 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile alım garantilerine baz teşkil eden fiyatlarda dövizden TL'ye geçilirken, yeni dönemde rüzgâr türbininin tümünün yerli imal edilmesi durumunda uygulanan alım garantisinin yüzde 70 oranında düşürülmesinin, yerli üretimin cazibesini azaltıcı etki oluşturacağı belirtildi.

 

Geleceğini rüzgâr enerjisi sektöründe şekillendirmek isteyen gençlere online eğitim ve belgelendirme fırsatı sunan Windbaba'nın Stratejik Çözüm Ortağı ve Akredite Kobi Danışmanı Bülent Yüce, “Halen yerli aksam kullanılan santrallerde 3,7 USD cent/ kWh olan (Bugünkü kurla 26 kuruş/TL) alım garantisinin yeni sistemde 8 kuruş/TL'ye düşürülmesi, yatırımlarda yerli aksam kullanılmasının cazibesini azaltacaktır.” dedi.

 

Yerli enerjiyi ithal ekipman ile mi üreteceğiz?

30 Haziran 2021 ve sonrasında YEKDEM sistemine dahil olacak santrallerde rüzgâr türbinlerinde kullanılan yerlilik payının yüzde 70 oranında azaltıldığına dikkat çeken Yüce, şu değerlendirmeyi yaptı: “Yeni YEKDEM sisteminde üst limit 5,1 USD cent/kWh olarak belirlendi. Yerli katkı payı ise 8 kuruş/kWh olarak açıklandı. Bu durumda hem en üst limit geçerli olur ve hem de rüzgâr türbini komple yerli olursa, alınabilecek maksimum rakam 6,2 USDcent/kWh. Şu anda yerli kanat ve kule ile ulaşılan 8,7 USDcent/kWh satış fiyatı ile bile birçok proje finanse edilebilir değilken, yeni dönemde yerli aksam kullanmanın cazibesinin kalmayacağını söylememiz zor olmayacak. Bugüne kadar gerçekleşemeyen projelerin, bu yeni YEKDEM fiyatları ile gerçekleşmesi neredeyse imkânsız hâle geldi. Yatırımcılarımız yurt dışındaki finans kuruluşlarının cazibesine kapılırsa, aynı ürünü Türkiye'den temin etmek yerine, ithal etmek zorunda kalacaklar. Bu da ülkemizde yatırımını yapmış üretim şirketlerinin hacimlerini daraltacaktır. Bu durumda İzmir'de yapılan bir santralin kanatları, üç fabrikaya ev sahipliği yapan İzmir'den tedarik edilmek yerine Avrupa'dan ithal edilebilir. Yerli enerjiyi ithal santral ile üretmenin hiçbir anlamı olmaz. Yeni dönemde Türkiye'de konuşlu ve rüzgâr türbinlerine özel ekipman üreten firmaların varlıklarını sürdürebilmeleri için her yıl en az 1000 megavat kurulu gücün devreye alınması gerekiyor.”

 

Çıkış yolu offshore RES olabilir

Türkiye'nin son 15 yılda rüzgâr enerjisi kurulu gücünü 161 kat artırarak tüm dünyanın dikkatini çeken bir başarıya imza attığını hatırlatarak, bu ivmenin sürdürülebilir olmasının denizüstü (offshore) santraller ile birlikte her yıl en az bin Megavat kurulu gücün devreye alınması olacağını vurguladı.

 

Bugüne kadar YEKDEM ile üretici firmalara doğrudan destekleme yapılmadığını, üretilen elektrik üzerinden teşvik sağlandığını anımsatan Yüce, sektörün ivmesinin azalmaması için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: “Yeni dönemde yenilenebilir enerji sektöründe üretim yapan, istihdam sağlayan şirketlere, üretim maliyetlerini düşürmelerine yardımcı olacak farklı teşvikler sağlanabilirse, üreticilerin hacim daralmasına rağmen ayakta kalmaları mümkün olabilir. Beklentiler, orta vadede rüzgâr enerjisi pazarının Orta Asya ve Kuzey Afrika'ya doğru kayacağı yönünde. Bu beklentiler gerçekleşirse, Türkiye'deki üreticiler de bu bölgelerde üretim yapmayı tercih edebilirler. Türkiye'nin bu işten kurtuluşu denizüstü (offshore) santraller olabilir. Çünkü bu santraller karadakilere göre daha pahalı türbin fiyatlarına sahip. Bu durum bir ölçüde üretim maliyetlerini kaldırabilir. Ancak ülkemizde 30 bin Megavat'ın üzerinde offshore RES potansiyeli olmasına rağmen uluslararası standartlara uygun rüzgâr ölçümü bile yapılabilmiş değil. 2017 yılında açılan offshore YEKA ihalesinde, süreçteki belirsizlikler ve düşük tavan fiyat nedeni ile başvuru dahi alınamadı. Yeni bir offshore YEKA'nın doğru bir şartname ile sektöre sunulması, ihalenin sonuçlanması ve türbin montajlarının başlaması en az 5 yıllık bir süre gerektirir.”



Kurulu güç 2030 yılında 25 bin MW'a ulaşacak

Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği (TÜREB) verilerine göre, Türkiye'nin 2006 yılında sadece 51 MW olan rüzgâr enerjisi kurulu gücü, 2020 sonunda 9 bin 245 MW'a ulaştı. Kurulu gücün 2030 yılında 25 bin MW'a ulaşması öngörülüyor.

 

Türkiye'deki her beş rüzgâr santralinden birisine ev sahipliği yapan İzmir, 2020 yılı Temmuz ayı itibarıyla bin 806 MW kurulu güç ile Türkiye'de rüzgâr enerjisinin başkenti konumunda. Türkiye'de kurulu RES'lerin 2019 yılında ürettiği 20 milyar kWh'lık elektrik enerjisi ile Türkiye'nin 900 milyon dolarlık enerji ithalatının önüne geçilirken; bu enerji sayesinde spot piyasa fiyatları düşürülerek tüketicinin cebinden daha az para çıkması sağlandı. -İHA