Haberler > Güncel

Yayın Tarihi: 05 Nisan 2021 - 11:41

Tarihsel dokuda ölümsüz aşklar

İzmirli yazar Selmina Melikoğlu romanlarının bütün ülkelerde okunmasını, film ya da dizilere konu olmasını hayal ediyor. Melikoğlu ile romanlarını ve edebiyat tutkusunu konuştuk

Bu çağda her ülkede her şeyin hızla değiştiği ve geliştiği bir zaman diliminde, her bireyin hayata dair veya kendi hayat dizgesinden yola çıkarak, insana önerebileceği bir şeyler vardır. Bu hayatları, unutulup gitmesin diye kaleme almak, o denli önemli ki iki romanında da tarihsel dokuda ölümsüz aşkları konu alıyor Selmina Melikoğlu. “Aşkın Yüzyılı Elizabeth”de sanatçı bir Rus kadının Türk erkeğine aşkı; “Hoşça kal Korella”da ise genç bir Rus subayın Türk kızına aşkı... Farklı kültürlerin, farklı inançların, farklı milliyetlerin söz konusu aşk ise; bu farklılıkların önemli olmadıklarını bir kez daha anlatıyor bizlere Melikoğlu. Yazarın edebiyat ile tanışması ortaokul yıllarına dayanıyor. Herkes gibi o da şiirler karalamış defterine. Babasının memuriyeti nedeniyle Anadolu’nun birçok ilçesinde yaşamanın getirdiği anı ve görsellik zenginliği ile günlükler tutmaya başlamış. Bol bol okumuş bu arada. Yazdığı şiirler ve günlükler daha sonra onun edebiyat tutkusunun ilk basamaklarını oluşturmuş. Yazdıkları, özellikle ortaokul öğretmeni Metin Kökten’in hazırladığı okul gazetelerinde yer almış.

Melikoğlu ile romanlarını konuşuyoruz.

“Çarlık Rusya’sından başlayıp, tarihsel ve ideolojik çözülmelerin yaşandığı Glastnost-Perestroyka Rusya’sında yaşanan, tarihsel olayların içinde sıkışıp kalan Elizabeth’in hayatı, gerçek ile kurgunun edebi dilde ifade edilmesiydi. İkinci romanım da tarihsel bir dönemde; Rusların Karadeniz bölgesinde gerçekleştirdiği işgal sırasında örgütlenen Kuva-i Milliye’nin direnişi sırasında, bir Türk kızı ile Rus askerin aşkının anlatılmasıyla; yine gerçeklik ile kurgunun buluştuğu önemli bir yapıt/ roman oldu “Hoşça Kal Korella.” Tabii ki her iki yapıtta görüldüğü gibi geçmişten günümüze ve günümüzden yarınlara uzanan tarihsel gerçeklerin, aşk ile buluşmasındaki estetik atmosfer, benim bu anlamda deneysel birikimimi çoğalttı. Çünkü bu tür romanlar biraz da araştırmaya dayalı. Bu yapıtlarım; araştırmacı gazeteciler gibi araştırmacı romancılar devrini veya adını belirledi.

Aslında farkında olmadan roman türünün en zor kategorisinden başladım. Olayların geçtiği mekanlar, o tarihlerdeki yapısı, yol ve iklim özellikleri, folklorik değerler, kullanılan objeler; gerçekler, yaşanmış olaylar ve sizin o yıllara, o yollara var olan, yaratılan kahramanlarla çıkılan yolculuk… Açıkçası edebiyatın gerçeklik ile kurgunun yarattığı gökkuşağını daha çok sevdim.”

Aşkın Yüzyılı Elizabeth, biyografik bir roman olarak edebiyat dünyasında ilgiyle karşılandı. Bize bu romanın üretim sürecini ve yaşadıklarınızdan söz eder misin?

“Bildiğiniz gibi eşim Ümit Yaşar Işıkhan, Datça’ da Liman Başkanı olarak görev yaparken tanıştığı ve sevdiği Elizabeth ile ben de tanıştım ve çok sevdim. Gülerken bile anlatmadığı çok derin yaraları olduğunu hissetmiştim. Uzun süren dostluğumuz, yüreğinin kapısını aralamaya yaradı. Elizabeth’in hayatını dinledikçe içimde kopan fırtınalar, beni bu romanı yazmaya itti. Yaşamın, aşkın, kırılmaların ve değişen toplumsal değerler karşısında peş peşe ağır bedellerin ödenmesi… Yüzeysel olarak değindiğim bu çığlıklar, Elizabeth’in hayatı ve yaşadıkları karşısında hiçbir şey aslında!

Sürekli gergin ve derin mutsuzluk içinde yolunu kaybedip ve birden irkilerek kendine gelmesi, Rusça aryalarla gecenin sessizliğini yırtarak, yıldızlara kanat açması; onun ne kadar yaralı olduğunu ifade etse de bunu anlayan çok az dostu vardı. Onurlu ve asla yanlışlara ödün vermeyen dik duruşunu, hiçbir insanda bulamazsınız. Ressam Elizabeth, ancak tablo satarsa ekmek alabilirdi. Günlerce aç kalsa bile asla yoksulluğunu hiç kimseye hissettirmezdi. Zar zor aldığı yarım kilo peyniri, yoldan geçen yoksullarla paylaşacak kadar güzel yürekli bir kadındı. Roman bittiğinde, artık Elizabeth’in hayata dönük öfkesini, tepkilerini anlıyordum. 'Olur ama bu kadarı da olmaz' dedirten bir hayat!..

OKUYANLARI ŞAŞIRTAN BİR ROMAN

Okuyanları şaşırtan, üzen, kahreden bir roman oldu. Geçen ay kaybettiğimiz o acılı hayatın, o dirençli kadının; her şeye rağmen ayakta dimdik durmasıyla hepimize örnek olan sevgili Liz’in bize bıraktığı hüzünlü miras oldu bu roman… Elizabeth’in hayatı, elbette anlattığı kadar veya yazmama müsaade ettiği yere kadar gitti. Onu ancak bir kadın anlayabilirdi. Yani romanda anlatılan olay örgüsü gerçek. Ancak yazar için olayın altyapısını, yıllar öncesine giderek gerekçesinin estetik kurgusunu yapması çok önemli. Bu romanın Rusça veya Gürcü dilinde yayımlanması hususunda görüşmelerim devam ediyor. Uzlaşma sağlanması halinde romanım, Elizabeth’i, kendi coğrafyasında, kendi hemşehrilerine belki de kayıp akrabalarına ulaştıracaktır.”

'EŞİM YOL FENERİM'

Melikoğlu'na bu kez eşi şair Ümit Yaşar Işıkhan’ı soruyorum...

“Birlikteliğimizin 21. yılındayız. Onun şiir deneme ve örgütçü yönü elbette bana da yol çizdi. İki yazarın aynı çatı altında yaşaması; rekabet yoksa, çok iyi. Biz, başlangıcından beri sesli düşünme ve paylaşmanın verimliliğini yaşıyoruz. Okuduğumuz veya kurguladığımız her şeyi tartışıyoruz. Burada önemli olan; eşlerin birbirini tüketmesi değil çoğaltmasıdır. Bizimki de öyle… Ümit Yaşar’ın kendine özgü farklılıklar yaratma veya özgün ürün, yapıt verme çalışmaları elbette benim de yolumu aydınlatıyor. Eş olmanın ötesinde iki sevgili, iki arkadaş gibi olmak edebiyat üretiminde yolunuzu, üretim sürecinizi de başarıyla tamamlamanıza neden olur. Ben Ümit’in metinlerinde yazım kurallarını kontrol ederim. O da benim roman kurgularında, gerekli yerlerde betimlemelerin ölçüsüne, oranına ve imgesel yapısına bakar. Özet olarak söylersem, benim edebiyat yolculuğumda yol fenerimdir. Ben de onun pusulasıyım.”

HEYKEL ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR

Selmina Melikoğlu Giresun’un Görele ilçesinde dünyaya geldi. Gazi Eğitim Fakültesi Fen Bilimleri Bölümü'nden mezun olduktan sonra devlet okullarında ve bazı özel kurumlarda öğretmenlik yaptı. 2016 yılında “ Aşkın Yüz Yılı Elizabeth”, 2020 yılında da “Hoşça Kal Korella” adlı romanları yayımlandı. 2013 tarihinden bu yana heykel çalışmalarını sürdürüyor ve merkezi İzmir’de olan Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği’nin aktif bir üyesi. Selmina Melikoğlu’nu yazarlık kadar heykel çalışmaları da mutlu ediyor. Çamura şekil vermenin hazzı anlatılabilir mi? Değişik kent ve ülkeleri gezmek, denenmemiş yemekler ve tatlılar yapmak, uzun soluklu yürüyüşler hobilerinin arasında. Amın Maalouf, İlya Ehrenburg, Rus Klasikleri ve Latin Amerika yazarları ile Asya bilgelerini okumayı seviyor. Arabesk hariç her türlü müzik dinliyor. Özellikle Latin folklorik, Balkan folklorik, kemençe ve tulum eşliğinde Doğu Karadeniz ezgilerini keyifle ve zaman zaman da hüzünle… Eşi, “dünyanın okunabilir en küçük kitabı”nı yazdı; o da romanlarının bütün ülkelerde okunmasını, film ya da dizilere konu olmasını hayal ediyor.