Haberler > Yerel Politika

Yayın Tarihi: 10 Haziran 2021 - 13:52

CHP İzmir KHK’lılar için toplandı, Başkan Yücel, “Cadı avı devam ediyor”

CHP İzmir İl Başkanlığı, KHK’lılar için toplandı. İl Başkanı Deniz Yücel, “Cadı avı ve intikam alma süreci OHAL’in üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen hala devam ediyor. ‘Dünyanın bütün nehirleri adalete susamış bir insanın susuzluğunu gidermeye yetmez” dedi.

Halime ERDOĞAN / YENİGUN -  Cumhuriyet Halk Partisi, İzmir İl başkanlığı öncülüğünde, Kanun Hükmünde Kararname ile işten çıkarılan için toplandı. İzmir Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirilen toplantıya, CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel, Genel Başkan Yardımcıları Gülizar Biçer Karaca ve Yüksel Taşkın, PM üyesi Gizem Özcan, CHP İzmir Milletvekili Tacettin Bayır, il yönetim kurulu üyeleri ve KHK mağdurları katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Başkan Deniz Yücel, “OHAL Dönemi Türkiye’de en büyük haksızlıkların yapıldığı bir dönem olmuştur. Temel hak ve özgürlüklerin askıya alındığı, daha da ötesi ortadan kaldırıldığı, sorgusuz sualsiz tutuklamaların yaşandığı kara bir dönem. Tek adamın sadece onun gibi düşünmüyor diye, kendisi, ülkesi ve ailesi için adalet isteyenleri, hak arayanları yok sayması hatta yok olmalarını isteme sebebiyle başlatılan tabiri caizse cadı avı ve intikam alma süreci OHAL’in üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen hala devam ediyor. Bugün Kanun Hükmünde Kararname ile haksız yere işsiz bırakılan, hedef alınan, hedef gösterilen, itibarlarıyla oynanan 10 binlerce insanın ahı AKP iktidarının üzerindedir. Mahkemelerin işe dönüş kararlarını uygulamayan, kurulan komisyonları mahkemelerden üstün gören bu anlayışın gözü öylesine kör olmuş ki, insanların mağduriyetlerini, aile kurumuna verdikleri zararı görmez haldeler. Kendi büyüttüğü, beledikleri, devletin tüm imkanlarını emrine sundukları terör örgütüler çıkarları çatıştığı için ülkenin geldiği durumdan, kendisi dışında herkesi sorumlu tutan günümüz iktidarının sonu gelmiştir. Ancak KHK ile işlerinden uzaklaştırılan, bilim yuvalarından uzaklaştırılan KHK mağdurlarının sorunu, yarını beklemeyecek kadar acildir. İslam Alimi Sadi Şirazi’nin söylediği gibi, ‘Dünyanın bütün nehirleri adalete susamış bir insanın susuzluğunu gidermeye yetmez. Adalet sağlanıncaya, KHK mağduriyetleriniz giderilinceye kadar yanınızda olmaya, sesiniz olmaya devam edeceğiz. Haklı davanızda sizleri asla yalnız bırakmayacağız” diye konuştu.

“SUÇLU-SUÇSUZ AYRIMI YAPILMADAN…”
CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca yaptığı açıklamada "Ülkemizde maalesef darbe fırsatçılığı ile bir hesap görme, intikam alma duyularıyla hareket eden, suçlu-suçsuz ayrımı yapmadan 20 Temmuz sivil darbesinin ardından art arda çalışma yaşamının birçok alanından ihraçlarla işsiz, aşsız ama her şeyden önce de hukuka, adalete, devlete olan inançları törpüleyen anlayışa dur diyebilmek için KHK mağduru arkadaşlarımızla bir araya gelmek istedik. Biz bu toplantılarda ilk seçimlerde iktidara gelecek parti olarak sizler için neler yapabileceğimiz anlatacağız. Bunu seçim vaadi olarak algılamayın. Biz, bunu bir seçim vaadi değil; anayasaya, adalete, hukuka, bağımsız yargıya ve Cumhuriyet’in 100. Yılında cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırma amacı olan 84 milyonun partisi olarak hukuksuzluğa karşı verilecek bir mücadele için bu yola çıktık” diye konuştu.

HUKUKSUZ BİR SÜRECİ YAŞIYORUZ
KHK kararları ile bazı hukuksuzlukların yaşandığı açıklayan Karaca, “Hepimizin yaşadığı ve yaşananlara tanıklık ettiği, hukuksuzluğu ve adalete olan inancının yok olmaya yüz tuttuğu olaylar yaşıyoruz. Öncelikle 20 Temmuz sivil darbesinin ardından sonra art arda KHK’larla ihraçların gündeme geldi. İnsanların akşam işten çıkıp eve gitti ve sabah birden bire işten ihraç edilmesini şokunu yaşadığı ve ne yaptığına dair bilgi sahibi bile olmadığı hukuksuz bir süreci yaşıyoruz. Oysaki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, insanların neye suçlandığının kendisine bildirilmesi gerektiğini söyler. Ama ben biliyorum ki binlerce vatandaşımız neyle suçlandığını bilmeden o girdabın içerisinde hem psikolojik hem maddi hem de toplumsal ve sosyal anlamda ciddi bir travmayla baş etmek zorunda kalıyor. İnsanların lekelenmeme hakkı vardır Bunun yanında adil yargılanma hakkı vardır. Yine yasaların geçmişe uygulanmaması yani uygulama yasağı vardır. Ama size dendi ki; ‘Yeşil ışık yanıyor, geçebilirsiniz’ ama günü geldi ki size ‘O yeşildi ama kırmızımsı yeşildi’ gibi bir ucube bir anlayışla sizleri işlerinden ettiler. Bu arkadaşlarımız sadece işlerini ve aşlarını talep etme mücadelesi vermiyor. Ayrıca ülkemizde yok edilmiş olan, Saray’daki bir kişinin iki dudağı arasına bırakılmış bağımsız hukukun, adaletin ve demokratik Türkiye mücadelesi veriyorsunuz. CHP olarak bu mücadelenizde ilk günden beri yanınızda olmaya gayret gösterdik ve bugünden itibaren 4,5 yıldır yaşanan bu hukuksuzluğa karşı mücadelemizi güçlendirerek sürdüreceğiz. Suçların şahsiliği ilkesinin yok sayıldığı, 4,5 yıldır neden ihraç edildiği bir babanın oğlunun babasının suçu yüzünden eğitiminin yarım kaldığı bir ülkede yaşıyoruz.  Ardından kişi tatildeyken ihraç edildiğini öğrendi. Neden ihraç edildiğini bilemeden apar topar gözaltına alınıp tutuklandı. 6 ay içeride kaldı, perişan oldu. Üstüne terörist damgası yapıştırıldı ve sonrasında ‘Sizin numaranız ve isminiz GSM şirketi tarafından yanlışlıkla verildi’ dedin. Ama hala işine geri dönmedi ve pasaportu kendine iade edilmiş değil” dedi.

TAKİPSİZLİK KARARI VERİLEN BÜTÜN ARKADAŞLARIMIZI İŞLERİNE İADE EDECEĞİZ
OHAL Komisyonu’nun feshedilmesine rağmen hala kararlarının bağlayıcı olarak görüldüğünün altını çizen Karaca, “OHAL Komisyonu’nun elinde hala 11 bin 500’e yakın dosya var. O vatandaşlarımız belki 3 yıl daha sivil ölüme terk edilmiş olacak. Ben şunu sormak istiyorum Yargıda, hakkında terör örgütüyle hakkında bağlantı bulunamadığı için beraat kararı alan ya da haksızlığa uğradıkları mahkeme kararıyla belirlenmiş olan Barış Akademisyenleri, OHAL Komisyonu kapılarında bekletilmemeli. OHAL’i 2018’de kalırdık dediler. O halde o komisyon da olmamalı. Devletin mahkemelerinde aklanan ya da aklanacakları kesinleşen arkadaşlarımız neden OHAL Komisyonu’nun insafına terk edilmiştir. OHAL komisyonu derhal lav edilmelidir. Kendisini Anayasa Mahkemesi’nden üstünde gören bir kişiyi kabul etmemiz mümkün değildir. OHAL Komisyonunun verdiği hukuksuz kararların derhal yok sayılması gerekmektedir. Biz hak ve hukuk mücadelenizde sizlerle birlikte yürüyeceğiz.  Hakkında takipsizlik kararı verilen bütün arkadaşlarımızı işlerine iade edeceğiz. İktidar eleştirilmeyi göze almalı, eleştirilere objektif yaklaşmalıdır. Barış Bildirisi’ne imza atan tüm birim inşaların görevlerine iadesi mutlaka gerçekleştirilecek. Hepimizin tek bir talebi var. Hepimiz bir kişinin iki dudağı arasındaki yönetim şeklinde ‘hayır’ diyoruz. Hepimiz demokrasinin tüm kurum ve kuruluşlarıyla iktidarda olduğu, tüm insan haklarından eşit ve adil faydalanılabilen bir ülkede yaşamak istiyoruz. Halkımızın önüne sandık konulduğunda tüm adaletsizliklerin hesabını soracağımız günler yakındır” dedi.

 

BARIŞ BİLDİRİSİ'NE İMZA ATTIM, HAYATIM DEĞİŞTİ
Kendisinin Barış Akademisyenleri bildirisine imza attığını söyleyen CHP Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Taşkın, “Barış Bildirisi’ne imza attım hayatım değişti. Biraz adrenalin iyidir ama bizim yaşadığımız süreçler çok fazla heyecan, endişen ve kaygının olduğu süreçler. Ben üstüne para verdikleri hobimi yapıyordum. Hepimiz, demokrasinin ekmek ve su kadar gerekli olduğunu kavradık. Ben kimseyi düşman olarak tanımlamıyorum. Ben bana karşı zulümle yaklaşanlara adaletle yaklaşacağım. Bize karşı olanlara benzememek onlara en büyük cezadır Çok büyük bir toplumsal sorunla karşı karşıyayız. Bu sorunu görmezlikten gelmek sorunu çözmüyor. Sorunları çözmek için faal olmak zorundayız. Demokrasi sabırlı karıncaların rejimidir. Dünyada bu tür bir siyasal tasfiye yok. İran devriminde kendileri kaçan inşalar var, tasfiye yok. Bu utanç verici. Bunun gündeme gelmemesi de utanç verici. Demokrasi ancak insanların faal olarak harekete geçmesiyle oluyor. Bir de iktidarı denetlemeyi öğrenmemiz gerekiyor. Kimseyi kahramanlaştırmayın. Demokrasi, kurumların olduğu bir rejimdir. 130 bin kişi KHK’larla işten atıldı ama toplamda 2 milyon kişi etkileniyor. Bizim KHK’lı iki milletvekilimiz var. Öte yandan OHAL komisyonu 2nun yasla dayanağı yoktur bunun la bugünden itibaren hesaplaşmaya başlamamız lazım Böyle bir yapı olmaz. Dolayısıyla biz bunu kaldırıp hukuk mekanizmasıyla ilerleyeceğiz. 10 bin dosyada KESK ve Barış akademisyenlerin dosyaları en sona bırakılıyor. Siyasi rüzgara göre karar verilecek. Şunu da ekleyeyim. OHAL komisyonu zar atarak da karar verebilirdi. Masumiyet karinesi hiçe sayılıyor. Dolayısıyla gecikmiş adalet adale değildir. Barış akademisyenlerinden bahsetmiştim. Ortada bir belirsizlik var ve ben de bunu kemiklerime kadar hissediyorum. Bunu bir insana nasıl yaşatırsınız. Barış Bildirisi ya… Zaten Anayasa Mahkemesi, kararını vermiş. Tek kararı bütün dosyaya uygulayacaksın. Neyi bekliyorsun? Bir de şöyle bir durum var. Ben bugün iade edildim diyelim. Ama bana diyor ki seni eski kurumuna göndermiyorum. Neden dönemiyorum? İade edilenler cennete gidiyor gibi bir algı var. O yok. Bizim hak etmediğimiz bu süreçlerden ders çıkaralım ve yozlaşmadan uzlaşmayı öğrenelim” diye konuştu.