Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün

Azra bebeğin yaşam inadı

Henüz beş buçuk aylıkken sadece 29 santimetre ve 430 gram olarak dünyaya gelen Eylül Azra Bebek küçücük yüreğiyle üç ayda hayata tutundu. Annesinin pandemi koşulları nedeniyle bir kere bile dokunamadığı 'el bebek' Azra 3 kilo 100 gram ve 50 santimetre olarak annesinin kucağında taburcu oldu.

Azra bebeğin yaşam inadı

Halime Erdoğan / YENİGÜN - Görkem ile Edanur Şan çiftinin bebeği Eylül Azra Şan yaklaşık 3 ay önce 10 doğumda bir görülen premature olarak Tınaztepe Galen Hastanesi’nde dünyaya geldi. Yaşam sınırı olarak adlandırılan 22-23'ün gebelik haftasında 500 gramın altında doğan Azra Bebek için yüzde 20 hayatta kalma şansı olduğu düşünlüyordu. Ancak Azra Bebek gebelik zehirlenmesine rağmen hayata tutunmayı başardı. Hastanenin el bebeği olarak bakılan, annesinin bir an bile yanında ayrılmadığı Azra Bebek büyüklere taş çıkartan bir azimle sağlığına kavuştu.


“ÇOK GÜÇLÜ BİR KIZIM VAR”
Anne Edanur Şan “ 3 aylık süreci bebeğimizi hiç göremeden geçirdik. Çok büyük endişem vardı, kalıtsal bir şey olacak mı, yaşayacak mı? Telefon çaldığında hep korkuyordum. Çok güzel haberler aldık, günden güne büyüdüğünü gördük. Biz onları güçsüz sanıyoruz ama öyle çok güçlü ki, küçücük bedeninde çok büyük güç barındırıyor. Kızımla gurur duydum, öyle küçük olduğunu görünce çok endişelenmiştim, inatla hayata tutundu, yetişkinlerden daha güçlü bir kızım var” dedi.

'BÜYÜK MUTLULUK DUYDUK'
Eylül Azra Bebeğin doktoru, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Burçin İşcan, “37 haftalık normal gebelik süresini tamamlamadan dünyaya gelen bebeklere genel olarak prematüre bebekler denmektedir. Ülkemizde sağlığına kavuşan “parmak bebek” örnekleri mevcut ama bu durum nadiren gerçekleşebiliyor. Genel olarak Dünya ve Türkiye’de her 10 bebekten bir tanesi prematüre olarak doğmaktadır, prematüre doğumlar maalesef bebek ölümleri ve ciddi kalıcı sakatlıkların en önemli nedenidir. İleri derecede prematüre doğan bebekler de ise bu riskler çok yüksektir. Yaşam sınırı olarak adlandırılan 22-23. Gebelik haftası ve doğum ağırlığı 500 gramın altında doğan bebeklerde ise yaşam oranları %20 civarında olup oldukça düşüktür. Bu bebeklerde kalıcı sakatlık gelişmeden hayata tutunmaları ise maalesef nadiren meydana gelmektedir. Eylül Azra bebeğin sağlıkla taburcu olabilmesi bizler ve aile için büyük mutluluk verici bir durum” diye konuştu.

“ORGANLARI GELİŞMEMİŞTİ”
Yaşama tutunma sürecinde yaşananları anlatan Uzman Dr. Burçin İşçan, “Prematüre doğan bebeklerin esas problemi dünyaya tam olarak hazır olmadan, organ sistemlerinin gelişimini tamamlamadan doğmalarıdır. Başlangıçta yetersiz akciğer gelişimi nedeniyle solunum problemleri yaşayan bu bebekler özellikle küçük haftalarda doğanlar solunum cihazı ve yaşam destek ünitesine bağlı olarak takip edilmektedirler. Eylül Azra bebekte benzer şekilde solunum yetersizliği için tedavi aldı, aynı zamanda diğer organ sistemleri de gelişmemiş olmasından kaynaklı ilave problemler yaşandı. Erken doğan bebeklerde görülen bir barsak hastalığı olan Nekrotizan enterokolit hastalığa yakalanan bebeğimiz bu hastalığı atlatmayı başardı fakat iyileşme döneminde ince barsağında darlık gelişmesi nedeniyle bin 500 gram ağırlığındayken bir barsak ameliyatı geçirmek zorunda kaldı, sonrasında hızla kilo alarak düzelme gösterdi. Prematüre bebeklerin Organ gelişimleri yakın takip edilmesi gerekmektedir, prematüre bebekler doğduklarında göz damarları gelişmemiştir ve göz damarları gelişirken bir takım anormallikler görülebilir, prematüre retinopaitisi ROP denilen bu rahatsızlığın erken tanı ve tedavisi körlük gelişiminin engellenmesi için çok önemlidir. Eylül Azra bebeğin göz muayenelerinde ROP gelişimi tespit edilmesi üzerine hastalığın ilerlemesini durdurmak için lazer tedavisi uygulandı. Tüm bu süreç yaklaşık 3 ay kadar sürdü” ifadelerini kullandı.

“AİLE VE BİZ MUTLUYUZ”
Ailelere seslenen Dr. İşcan, “Dünyaya hazır olmadan gelen, hatta yaşam sınırında doğan bir bebeğe sahip olmak anne baba için her zaman zor bir tecrübedir. Buna ilaveten dünyada ve ülkemizde yaşanan coronavirüs salgını nedeniyle bebeklerini küvözde de olsa görememek, dokunamamak süreci daha zorlaştırıyordu. Tüm bunlara rağmen Şan ailesi her zaman umutlu, sabırlı ve metanetliydi, bit çok zor süreç sonunda onları mutlu görmek bizi en çok mutlu eden şeydir. Buradan prematüre bebek aileleri için son olarak şunu söylemek isterim, prematüre bebeklerin yaşam mücadelesine güvenin ve umudunuzu kaybetmeyin” açıklamasında bulundu.

“ANNE VE BEBEĞİN HAYATINI TEHLİKEYE SOKABİLİYOR”
Eylül Azra bebeğin prematüre doğmasına sebep olan “Gebelik zehirlenmesine” yönelik bilgi veren Dr. İşcan, “Eylül Azra bebeğin erken doğumuna sebep olan süreç, gebelik zehirlenmesi olarak da adlandırılan preklampsi rahatsızlığıydı. Preeklampsi erken doğumların önemli sık karşılaşılan bir sebebidir. Bu rahatsızlıkta annede tansiyon yüksekliği, annenin böbreklerinden protein kaçağı, ödem tablosu ve anne karnındaki bebeğin beslenmesinin bozulması söz konusudur. Hem annenin hem de bebeğin hayatını tehlikeye sokan bir hastalıktır” dedi.

Next page

Gazete Yenigün