Yenigün
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün

Aslı Baş davasında karar günü yarın

Muğla'nın Bodrum ilçesinde, 9,5 yıl önce manken Aslı Baş'ın (32) turizmci Ahmet Bayer'in (64) villasının terasından düşüp, yaşamını yitirmesiyle ilgili davada karar, yarın açıklanacak

Aslı Baş davasında karar günü yarın

2003 'Miss Model Of The World' birincisi Aslı Baş, 2010 yılında 21 Temmuz gecesi saat 02.30 sıralarında, vurgun yediği için tekerlekli sandalye ile hayatını devam ettiren turizmci Ahmet Bayer'in Bodrum Yalıkavak'taki Clup Flipper Tatil Köyü içindeki villasının, 6,5 metre yüksekliğindeki terasından düşerek, yaşamını yitirdi. Aslı Baş'ın ölümüyle ilgili soruşturma sonunda turizmci Ahmet Bayer ile oğulları Hakan Bayer (34) ve Volkan Bayer (32) hakkında 'kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet, yanlarında çalışan Murat Umirov (43) hakkında da 'delilleri karartmak ve ortadan kaldırmak' suçundan 7,5 yıl hapis cezası istemiyle dava açıldı.

Muğla 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde davanın bugün 35'inci duruşması görüldü. Duruşmaya Aslı Baş'ın babası Mehmet Baş, annesi Müyesser Baş, tutuksuz yargılanan Ahmet Bayer, Hakan Bayer, Volkan Bayer, Murat Umirov ile avukatlar katıldı. Yoklamayla başlayan duruşmanın ardından Aslı Baş ailesinin avukatı Faruk Zorba, söz aldı.

'İDDİALARIMIZI SOMUT DELİLLERE DAYANDIRMA KONUSUNDA ÇOK HASSAS DAVRANDIK'

Zorba, "10 yılı bulan adalet arayışımızın önemli bir aşamasına gelmiş bulunmaktayız. 10 yıllık bir zaman aşımına rağmen bugün ya da yarın her ne karar çıkarsa çıksın asla adalet yerini bulmayacak, vicdanlar bir nebze de olsa rahatlamayacaktır. Neden, çünkü atalarımızın toplum vicdanına kazınmış bir deyişiyle geç gelen adalet, adalet değildir. Etkili bir soruşturma yürütülmemesi, delillerin bizatihi soruşturma görevini yürüten yetkililerce yok edilmesi ya da yok olmasına göz yumulması adaletin gecikmesinin en önemli, belki de tek nedenidir. 10 yıl boyunca bizler maddi hakikatin ortaya çıkması için olağanüstü bir çaba sarf ettik. Davanın kaderini belirleyen çok sayıda delilleri ortaya çıkardık. Bunu yaparken adli mercilerin bizlere çok anlayışlı ve yardımcı olduklarını çoğu durumda söyleyemeyiz. Defalarca hakkımızda suç duyurusunda bulunuldu. Tamamı sonuçsuz kaldı. Çünkü bugüne kadar hiçbir iddiamız soyut ve temelsiz değildi. İddialarımızı somut delillere dayandırma konusunda çok hassas davrandık. Yine de hedef haline getirildik" dedi.

9,5 YILDA 3 CUMHURİYET SAVCISI VE 3 MAHKEME BAŞKANI DEĞİŞTİ

Zorba, enerjilerinin çoğunu sanıkların yargılamayı etkilemeye dönük girişimlerini engellemekle harcadıklarını ifade ederek, "Önemle belirtmek isterim ki mahkeme heyetinde görev yapan hiçbir yargı görevlisine karşı önyargımız yoktur. Cumhuriyet savcısı, mahkeme başkanı ve heyeti hedef alan hiçbir olumsuz görüşü herhangi bir ortamda dile getirmedik. İlanihaye, geç de olsa, bu davanın adaletli bir sonuca kavuşacağını umuyoruz. Sanıkların yargı görevini yapanları etkilemeye yönelik teşebbüslerinin akim kalacağını son kertede suçluların layık oldukları cezayı alacaklarını ümit ediyoruz. O ümitle on yıl boyunca çalıştık, çabaladık bütün karalama, yalan ve iftiralar karşısında asla yolumuzdan sapmadık. Bizler asıl yargılamanın mahkemelerde değil vicdanlarda yapıldığını düşünüyoruz. Sanıklar şaşmaz bir terazi olan toplum vicdanında çoktan mahkum oldular. Bu davada karar verecek hakimlerin de vicdanlarının olduğunu ve vicdani kanaatlerine göre karar vereceklerini umuyor ve istiyoruz. 10 yıllık süre içerisinde soruşturma aşamasında 3 cumhuriyet savcısı ve 3 mahkeme başkanı değişti. Heyet defalarca değişti. Ne yazık ki davanın başında ve delillerin değerlendirildiği aşamalarda yer alan hiçbir yargıç bu mahkemede şu an görev yapmıyor. Bu dava dosyası, bağlı açılan davalarla birlikte otuz klasörlük bir hacmi aşmış durumda. Bunca dosya kalabalığı içerisinde delilleri değerlendirmenin ve yorumlamanın güçlüğünün de farkındayız" diye konuştu. DHA

Next page

Gazete Yenigün