Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün

"Siz hep konuşuyorsunuz, BUGÜN SIRA BİZDE"

Bugün 3 Aralık 'Uluslararası Engelliler Günü.' Her gün aramızda milyonlarcası yaşarken, bir çoğumuzun sadece yılın bir kaç gününde hatırladığı, kulak asmadığı, görmediği hatta yok saydığı o güzel insanların günü... Her gün biz konuşuyoruz ya, bırakalım bugünde onlar konuşsun

"Siz hep konuşuyorsunuz, BUGÜN SIRA BİZDE"

YENİGÜN / Yenigün Gazetesi olarak engellilerin sorunlarına dikkat çekmek ve onları daha iyi anlayabilmek için 1992 yılında Birleşmiş Milletler tarafından alınan kararla 3 Aralık, 'Uluslararası Engelliler Günü'nde İzmir Engelli Eğitim, Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Vural Gülbudak, derneğin başkan yardımcısı Murat Çınar ve derneğin üyeleri Ferit Kocaköse ile Şükrü Alevri'yi gazetemizde ağırladık. Yaşadıklarını onlardan daha iyi kimsenin bilemeyeğini düşünerek, kendi manşetlerini kendilerinin atmalarını istedik.
Engelliler yaşamlarında baston, tekerlekli ya da akülü sandalye, işitme cihazı ve diğer yaşamını kolaylaştıran ekipmanlar taşısalar da özgür, bağımsız, güçlü ve onurludur. Onların yaşam destekleyici ekipmanları her birey için özür değil “hayatın ta kendisi”dir. Asla baston, sandalye ya da diğer malzemeler istismar, muhtaçlık hatta acizlik değildir. Görme engelli biri için beyaz baston asla ve asla utanç değildir. Tekerlekli sandalyesinde oturan bir kişi aciz değildir, sandalyesiyle yaşamını sürdüren kişi bir masaya yanaştığında sağlıklı bir insandan hiçbir farkı yoktur. Bugün önlerine aşamayacağı merdiven, kaldırım, hatta bariyer konulmadığı takdirde engelleriyle hiç kimseye muhtaç olmadan yaşayabilirler. Sorunlarının çözümü için yerel yönetimlerden işletmelere, kamu kurumların hükümete kadar bürokrasiyle boğuşuyorlar. Onlara da mesajları, var “Biz engelli değiliz, bürokrasi bize engel” şimdi sizi yaşadıkları sorunlar ve çözüm önerilerini kendi ağızlarından dinlemeye bırakıyoruz. 

"BİZİ 365 GÜN HATIRLAYIN"

İzmir Engelli Eğitim Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Vural Gülbudak,  pozitif ayrımcılık değil, haklarını istiyor. Öte yandan sadece 3 Aralık ve ve Mayıs ayında bir hafta değil her gün fark edilmeyi arzuluyor. Sözlerine insanların duyarsızlığıyla yakınarak başlayan Gülbudak, “Biz hükümet ya da yerel yönetimlerden randevuyu eğer 3 Aralık ya da 10 Mayıs’ta istesek hemen alabiliyoruz. Ancak bunun dışında bir tarihte gidersek asla kapıdan içeri giremiyoruz. Yöneticiler ve insanlar duyarsızlar, verdikleri sözleri tutmuyorlar. Tek bir gün değil her gün bizi  görmeleri gerekiyor. Biz görünmez değiliz. Her gün bizi fark edin. Bizi 365 gün hatırlasınlar. Biz kimseden para pul istemiyoruz. Engellileri dilenci yerine koyuyorlar. Sadece yaşam standartlarımız iyileştirilsin istiyoruz. Bu durum sağlanırsa kendi paramızı zaten kendimiz kazanırız” dedi. 

ENGELLİ EĞİTİM KAMPÜSÜ

Başkan Gülbudak, en büyük hayalinin engellinin hayatını her türlü idame ettirebileceği bir engelli eğitim kampüsün kurulması olduğunu anlattı. Gülbudak, “Bize yardım ve destek vermeyin. Bizim çalışacağımız, üreteceğimiz, eğitim alacağımız ve sosyalleşeceğimiz bir kampüs kurun.  
Burada her şeyden önce eğitim olmalı. Sağlık ve huzur olmalı. Engellinin eğitimi her şeyden önemli” ifadelerini kullandı.   

"KLİMAM VAR DİYE AKÜLÜ 
SANDALYE VERMEDİLER"

 
İzmir Engelli Eğitim, Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Üyesi Ferit Karaköse akülü sandalye, eşi ise tekerlekli sandalye kullanarak yaşamanı sürdürüyor. Akülü sandalye almanın çok zor olduğunu ve ihtiyaçları olduğu halde bu imkandan yararlanamadıklarından yakınan Karaköse, “Büyükşehir Belediyesi’nden destek istediğim zaman, ekipler geldi evimde denetim yaptılar. Klimam olduğu için lüks yaşıyormuşum ve akülü sandalye veremezlermiş.  Benim bu akülü arabaya çok ihtiyacım var. Tekerleklerim yıprandı alabilecek durumum yok. Ön tekerlek için 500 lira, arka tekerlekler için 700 lira lazım. Ayrıca, her yıl arabamın aküsü bitiyor. Bunun masrafı da bin 200 lira. Bunu alacak gücüm yok, o nedenle çöp konteynerinin tekerleklerini arabamda kullanıyorum” diye konuştu. 

"BENİ BENİM GİBİ OLAN ANLAR"

Bugün yaşadıkları en büyük sorunun anlaşılmamak ve empati kuramamın yanı sıra marketlerden, bankalara, hükümet dairelerinden oturacakları konuta kadar kendilerini düşünmeden yapılan inşaatlar olduğuna da dikkat çekiyor Karaköse, “Beni benim gibi olan anlar. Öncelikle kaldırımlarda körler için çizilen çizgilerin üstünde mağazalar işgaliye bedeli ödeyerek sergi açıyor. Bakkallar bitti, onların yerine kurulan küçük zincir marketlerin çoğuna giremiyoruz. Bankamatikler bizim en büyük sorunumuz. Bayraklı sevgi yolundaki bir tek bankaya girebiliyor ve bankamatiğini kullanabiliyoruz. Çoğu engelli arkadaşımız ayağa kalkamadığı için başkasının yardımı olmadan para çekemiyor. Bankalar bu konuda duyarlı olmalı. Bankamatikler engellileri de düşünerek yapılmalı" dedi.  

"HAVA VE SU GİBİ FİZİK 
TEDAVİ ALMAMIZ ŞART"

Sırf  engeli yüzde 39'a düştüğü için  emekli olamadığını anlatan Gülbudak şunları söyledi; "Yüzde 65 engelliydim 18-19 yaşında. 45 yaşında yüzde 39 engelli olmuşum. Ben düzelmişim. Bana Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ne anlatıyor. 40’ın altında engelli olduğum için emekli olamadım. İşsizim emekli olamıyorum. Vergi indiriminden faydalanmam gerekiyor. Bana iş verin hayır engellisin. Devlete gidiyorum bana iş ver engelli değilsin diyorlar. Ankara'ya gittim. İzmirde çöz gel dediler. En son bir yönetmelik çıktı. Polio sekeli yüzde 39 muş. Elinle ayağını yürürken destekliyorsan ve baston kullanıyorsan 10 puan veriyor. Bize işkence yapıyor." 

KÖMÜR YARDIMI

Karnımı doyurdun ama sosyal ihtiyaçlarımı nasıl karşılayacağım diyen Ferit Karaköse, "Kaymakamlıktan kömür geliyor. Ama bana bak ben kömür sobası yakacak durumda mıyım? Bu durumda kömürü satıyorum. Yiyecek paramı karşılıyorum. Bu durumda ben mi suçluyum. Bürokrasi mi suçlu. Ben klima yakıyorum. Bana lüks diyorlar. Tekerlekli sandalyede kömür yakamıyorum" şeklinde konuştu. 

"Engelliyi tamamen bitireceksiniz"

Yeni yıldan sonra engelli muhafiyetinde artışa gidileceğini söyleyen Ferit Karaköse ise, "Engelli muhafiyeti yüzde 60, vergi muhafiyetini yüzde 42’den yüzde 60’ye çıkartacaklar. Sakatlık baremini yüzde 60’a çıkartacaklar. Sen böyle yaparsan. Engelliyi tamamen bitireceksin"  dedi.

"AMA'YIZ GÖREBİLİYORUZ
DİLSİZİZ KONUŞABİLİYORUZ
SAĞIRIZ DUYABİLİYORUZ
AYAKLARIMIZ YOK YÜRÜYEBİLİYORUZ
ELLERİMİZ YOK YAZABİLİYORUZ
HER GÜN BÖYLE YAŞIYORUZ
VE BAŞARIYORUZ
SİZ BİR GÜN YAŞAYIN BAKALIM
BAŞARABİLİYOR MUSUNUZ?"

Dijoyen’i andılar manşeti öyle attılar

Aristotelesin öğrencisi olan Büyük İskender felsefeye meraklı filozoflara değer veren bir hükümdardır. Corinth'e gelen Büyük İskender, Diyojen'i ziyaret etmiş ve bir dileği olup olmadığını sormuştur. O ise bu soruya "Gölge etme başka ihsan istemem" yanıtını vermiştir. Verdiği cevap aslında tam şu şekilde: İşaret parmağıyla güneşi göstererek , "Benden, bana veremeyeceğin şeyi esirgeme"dir. Engelliler ise bunu örnek göstererek, kendilerinin  ayağı ve gözleri olan tekerlekli sandalye, baston ve buna benzer bir çok yardımcı materyale ulaşmanın önünü kesmeyin, “gölge etmeyin” diyorlar yetkililere... 

Next page

Gazete Yenigün